Bodrum, dışarıdan bakıldığında popüler beach’lerin, lüks restoranların ve sabahın ilk ışıklarına kadar süren gece hayatının başkenti gibi görünebilir. Ancak burayı sadece tabelalardan ve sosyal medya akışlarından ibaret sanıyorsanız, yarımadanın gerçek ruhunu henüz ıskalıyorsunuz demektir.
Bodrum benim için; Halikarnas Balıkçısı’nın maviye açılan kapısı, daracık sokakları saran begonviller, sabah limandan dönen balıkçı tekneleri ve rüzgar güllerinin altından izlenen o meşhur gün batımları demek. Biz bu rehberde, internette her yerde karşınıza çıkan birbirinin kopyası listeleri bir kenara bıraktık. Hem ilk kez gelip “Mutlaka görmem gerek” dediğiniz o simge noktaları hem de kalabalıktan kaçıp sığınabileceğiniz o sakin, gizli koyları kendi seyahat deneyimimizle tek tek çıkardım.
Bodrum’da Gezilecek Yerler: Koylar, Hikayeler ve Saklı Rotalar
Bodrum, enfes koyları, eşsiz güzellikteki doğası, kendine özgü mimarisi, küçük balıkçı köyleri ve hareketli gece hayatıyla Türkiye’nin yıldızı her daim parlayan bir tatil beldesi. Pek çok kişinin hayallerini süsleyen, her koyunda farklı maceraları barındıran Bodrum’da her koyun başka hikayeleri, başka ayrıcalıkları var. Bitez’in mandalina bahçeleri, Yalıkavak’ın gün batımı, Göltürkbükü’nün otelleri, Türkbükü plajlarında ‘happy hour’ eğlenceleri, Gümüşlük’ün sakinliği…
St. John Şövalyeleri tarafından 15. Yüzyılda inşa edilen Bodrum Kalesi, antik çağ eserlerinin sergilendiği Sualtı Arkeoloji Müzesi, yıl boyu açık olan, cazibe merkezi Marina Yacht Club, doğası ve manzarası ile Gümüşlük, Ortakent, Bitez ve daha pek çok adres, Bodrum’da ziyaret edilmeyi bekliyor.
Bodrum’da gezilecek yerleri kendi aracınızla ya da rahat bir tempoda keşfetmek için merkezi ve konforlu bir konaklama planı şart. Otel koşturmacası yerine kendi düzenini kurmak ve Bodrum’u bir yerel gibi yaşamak isteyenler için ev kiralamak çok daha pratik bir çözüm oluyor. Biz de seyahatlerimizde konaklama özgürlüğü için bu seçeneği sıkça kullanıyoruz; bütçe ve bölge planlaması yaparken fikir almak isterseniz Kiralık Ev Rotaları yazısına bakabilirsiniz.
1. Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi


Bodrum merkezine adım attığınızda gözünüze ilk çarpacak yer, iki limanın tam ortasında yükselen Bodrum Kalesi olacak. 15. yüzyılda St. John Şövalyeleri tarafından inşa edilen bu kale, sadece şehri izleyebileceğiniz harika bir seyir terası değil; aynı zamanda dünyanın en önemli sualtı müzelerinden birine ev sahipliği yapıyor.
Kalenin içindeki Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, batık gemilerden çıkarılan amforalar, antik çağ kalıntıları ve özellikle Uluburun Batığı gibi tarihe ışık tutan çok değerli koleksiyonları barındırıyor. Kaleyi ve müzeyi hakkıyla gezmek için buraya en az 2-3 saat ayırmak gerekiyor.
📌 Bizim Notumuz: Yaz aylarında burayı gezecekseniz açık alanlarda güneşin altında kalmamak için ziyareti mutlaka sabahın erken saatlerine ya da öğleden sonraya planlayın. Müze Kart geçiyor, kapıdaki sırayı beklememek için kartınızı önceden hazırlayın.
2. Bodrum Antik Tiyatrosu
Bodrum merkezinden Yalıkavak veya Gümbet yönüne doğru çıkarken yolun sağında yükselen bu yapı, Klasik Antik Çağ‘dan günümüze ulaşan en eski tiyatrolardan biri. Halikarnassos antik kentinin kuzeyinde yer alan tiyatro, yaklaşık 13 bin kişilik kapasiteye sahip ve Anadolu’nun en eski tiyatroları arasında gösteriliyor.
Bizim için bu tiyatronun en güzel yanı, basamaklarına oturduğunuzda tüm Bodrum limanını, kaleyi ve yarımadayı ayaklarınızın altına seren o kesintisiz manzarası. Günümüzde hala restorasyonlar sonrasında yaz aylarında birçok açık hava konserine ve etkinliğe ev sahipliği yapıyor.
Gezgin Notu: Giriş ücretsiz. Yol kenarında olduğu için arabayı park edip hemen içeri girebiliyorsunuz. Özellikle gün batımına yakın saatlerde giderseniz, kaleye doğru batan güneşi izlemek için harika bir seyir noktası yakalamış olursunuz. Sadece basamakları tırmanıp manzarayı izlemek ve fotoğraf çekmek için 20-30 dakika yeterli bir süre.
3. Mindos Kapısı (Myndos Gate)

Büyük İskender’in Bodrum’u (yani o zamanki adıyla Halikarnassos’u) kuşattığında geçmekte en çok zorlandığı, tarihe geçen o meşhur kapı burası. Antik kentin çevre surlarından günümüze ulaşabilen en önemli iki kapıdan biri olan Mindos Kapısı, Bodrum’un batı tarafında, merkezden Gümbet’e doğru giden yolun hemen yakınında kalıyor.
M.Ö. 4. yüzyılda Kral Mausolos döneminde yapılan bu kapının önünde, zamanında kuşatmaları zorlaştırmak için derin hendekler kazılmış. Büyük İskender şehre saldırdığında askerlerinin çoğu bu hendeklere düşmüş ve kapıyı geçmekte ciddi kayıplar vermişler. Bugün hendeklerin bir kısmı ve kapının kule kalıntıları restore edilmiş şekilde görülebiliyor.
- Zaman Planı: Alan çok büyük değil, etrafındaki kalıntıları inceleyip hendeklerin etrafında yürümek için 15-20 dakika ayırmanız yeterli olur.
- Gezgin Notu: Giriş tamamen ücretsiz ve kalabalık turist otobüslerinin pek uğramadığı, sakin bir nokta. Eğer antik tarihe ve askeri stratejilere merakınız varsa, İskender’in burayı nasıl zorlandığını hayal ederek gezmek oldukça keyifli. Girişteki bilgilendirme tabelalarını mutlaka okuyun.
4. Halikarnas Mozolesi (Mausoleum)
Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen bu devasa anıt mezar, ne yazık ki günümüze kadar ilk günkü ihtişamıyla ulaşamamış. Karya Satrabı Mausolos için eşi ve kız kardeşi tarafından yaptırılan bu anıt, o kadar büyük ve etkileyiciymiş ki o günden sonra yapılan tüm büyük anıt mezarlara onun adından mülhem “mozole” denmeye başlanmış.
Bugün açık hava müzesi olarak gezilen alanda büyük ölçüde kalıntılar ve bir çukur görüyorsunuz. Depremlerle yıkılan mozolenin en değerli kabartmaları ve taşları, 15. yüzyılda Bodrum Kalesi’ni inşa eden St. John Şövalyeleri tarafından kale duvarlarında malzeme olarak kullanılmış. Bir kısmı ise İngilizler tarafından British Museum’a götürülmüş.
Gezgin Notu: Gitmeden önce mozolenin orijinal halinin maketlerine ve çizimlerine internetten bir göz atın. Alandaki kalıntıları incelerken, o taşların zamanında nasıl bir şahesere ait olduğunu hayal etmek geziyi çok daha anlamlı hale getiriyor. Alan küçük olduğu için buraya 30-40 dakika ayırmak yeterli.
5. Pedasa Antik Kenti

Bodrum’un sadece deniz ve güneşten ibaret olmadığının en büyük kanıtlarından biri de yarımadanın iç kesimlerinde, tepelerin arasında gizlenen Pedasa Antik Kenti’dir. Konacık sırtlarında yer alan bu kent, Bodrum’un en eski yerli halkı olan Lelegler tarafından kurulmuş ve günümüze kadar en iyi korunmuş Leleg kentlerinden biri olma özelliğini taşıyor.
Doğa yürüyüşü (trekking) ile tarihi bir arada yaşatan Pedasa, çam ağaçlarıyla kaplı bir tepenin üzerinde yer alıyor. Kentte yapılan kazılarda ortaya çıkarılan sur duvarları, tümülüs mezarlar, kutsal alanlar ve akropol kalıntıları, Bodrum’un binlerce yıl öncesindeki dağ yaşamına ışık tutuyor. Üstelik tepede yer aldığı için yukarı çıktığınızda sizi enfes bir doğa ve yarımada manzarası karşılıyor.
Gezgin Notu: Giriş tamamen ücretsiz. Burası tam anlamıyla bir doğa rotası olduğu için altınızda mutlaka kaymayan bir spor ayakkabı olmalı. Yaz aylarında gidecekseniz yanınıza bolca su almayı ve tırmanışı güneşin dik gelmediği sabahın erken saatlerinde yapmayı unutmayın. Tarih ve doğanın baş başa kaldığı, Bodrum’un en az bilinen huzurlu noktalarından biridir.
Zaman Planı: Patikalardan yürümek, kalıntıları incelemek ve temiz dağ havasını içinize çekmek için buraya 2-3 saat ayırmanız gerekir.
6. Zeki Müren Sanat Müzesi

Bodrum denince akla gelen en ikonik figürlerden biri kesinlikle Zeki Müren. Sanat güneşinin ömrünün son yıllarını geçirdiği ve Bodrum’a olan aşkını her fırsatta dile getirdiği evi, günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müze olarak işletiliyor. Müze, Bodrum merkezde, kendi adını taşıyan caddede yer alıyor.
Evin alt katı Zeki Müren’in yaşadığı dönemdeki dekorasyonuyla aynen korunmuş durumda. Üst katta ise sahne kostümleri, aldığı ödüller, el yazısıyla yazdığı şiirleri, kişisel eşyaları ve kendi yaptığı tablolar sergileniyor. Bahçesinde ise uzun yıllar kullandığı meşhur Buick marka otomobili duruyor.
Gezgin İpucu: Müzede sanatçının kendi sesinden şarkılar ve röportajlar çalıyor, bu da içerideki atmosferi çok daha etkileyici kılıyor. Müze Kart geçerli, merkeze gelmişken rotaya eklemeye kesinlikle değer. Evi ve bahçeyi rahat rahat gezmek için 45 dakika ile 1 saat arası bir süre fazlasıyla yeterli oluyor.
7. Gümüşlük

Bodrum’un en batı ucunda yer alan Gümüşlük, yarımadanın o çılgın ve yüksek sesli eğlence anlayışına tamamen ters köşe yapan, sakinliğini korumuş eski bir balıkçı köyü. Burası, antik Myndos kentinin kalıntıları üzerine kurulu olduğu için koruma altında ve bu sayede o eski Ege dokusunu kaybetmemiş.
Gümüşlük’ün en bilinen simgesi tam ortada duran Tavşan Adası. Denizin içindeki sığ, taşlık bir yoldan yürüyerek adaya geçmek buranın klasiğidir. Diz hizasına gelen sudan yürürken ayaklarınızın altında aslında antik kentin liman kalıntıları uzanır. Sahil şeridi boyunca sıralanan salaş balıkçıları, el yapımı takıların ve kabak lambaların satıldığı çarşısı burayı özel kılar.
Gezgin Notu: Gümüşlük, Bodrum’da gün batımının en güzel izlendiği yerlerin başında gelir. Güneş batmaya yakın sahil tamamen kalabalıklaşır. Deniz kenarındaki masalarda yer bulmak zor olacağı için buraya gün batımından biraz erken gelip yer kapmak mantıklı bir hareket olur. Buraya akşamüstü gelip çarşıyı gezmek, adaya doğru yürümek ve ardından güneşi batırmak için en az 3-4 saat ayırmak gerekiyor.
8. Yalıkavak

Bodrum yarımadasının kuzeybatısında yer alan Yalıkavak, eskiden kendi halinde bir süngerci ve balıkçı kasabasıyken bugün lüksün, dünya markalarının ve devasa yatların merkezi haline gelmiş durumda. Ancak bu modern çehresine rağmen rüzgarlı tepeleri, eski taş evleri ve sahilindeki nostaljik havasıyla hala iki farklı dünyayı bir arada yaşatıyor.
Bölgenin en popüler noktası, ödüllü ve ultra lüks segmentteki Yalıkavak Marina. Dünyanın en büyük süper yatlarını ağırlayan bu marinada lüks restoranlar, ünlü markaların mağazaları ve hareketli bir gece hayatı var. Diğer yanda ise eski Yalıkavak merkezi, çarşısı ve sahil boyunca sıralanan daha samimi kafeler yer alıyor.
Gezgin Notu: Yalıkavak, tıpkı Gümüşlük gibi harika bir gün batımı manzarasına sahip. Tepelerdeki eski yel değirmenlerinin olduğu bölgeden ya da sahilden güneşin batışını izlemek oldukça keyifli. Ayrıca perşembe günleri kurulan ünlü Yalıkavak Pazarı, yerel ürünler ve tekstil alışverişi için meraklılarının ilk duraklarından biri. Marinada yürüyüş yapmak, çarşıyı turlamak ve deniz kenarında bir şeyler içmek için 2-3 saat ayırabilirsiniz.
9. Göltürkbükü

Bodrum’un Gölköy ve Türkbükü mahallelerinden oluşan Göltürkbükü, Bodrum Yarımadası’nda ender görülen çam ormanlarına ve ilçenin en soğuk denizine sahip yeri. Yatlar için doğal ve güvenli bir liman olan Göltürkbükü’nde çok sayıda lüks otel ve villalar ile sahil boyunca birçok beach club ve şık restoran yer alıyor. Bodrum gezilecek yerler arasındaki belde, yaz ayları boyunca modellerden dizi oyuncularına, pop yıldızlarından sporculara kadar çok sayıda ünlünün akınına uğruyor.
10. Bodrum Marina

450 yat kapasitesi ve şehir merkezindeki konumuyla Ege ve Akdeniz sahillerinin en prestijlilerinden olan Bodrum Marina, gün boyunca alışveriş yapabileceğiniz birçok ünlü mağaza ile çok sayıda kafe ve restoran barındırıyor. Bunların yanı sıra, bünyesinde bir spor salonu ile bir sanat galerisi de bulunan Bodrum Marina’nın en ilgi çekici yanı ise gece canlı müzik eşliğinde şık bir ortamda eğlenebileceğiniz Marina Yacht Club.
11. Akyarlar

Nefis bir kumsala ve pırıl pırıl bir denize sahip olan Akyarlar, Bodrum’a 20 km uzaklıkta yer alıyor. Antik ismi Arhialla olan Akyarlar, gerçek bir Ege kasabası atmosferi yaşamak isteyenler için, kum plajı, turkuaz denizi ve sahil boyunca uzanan Rum taş evleriyle Bodrum’un en sakin ama en etkileyici yerlerinden biri. Rüzgâr sörfü için son derece uygun koşullara sahip olan Akyarlar, Bodrum’da rüzgâr sörfü yapılabilecek en uygun adres. Sahilde yer alan küçük restoranlardan birinde tam karşısında yer alan Yunan adası Kos’a nazır yemek yiyebilir, buz gibi limonatayla öğleden sonranızı taçlandırabilirsiniz.
12. Bitez Koyu (Bitez Yalısı)
“Çökertme” türküsünde adı geçen o meşhur Bitez Yalısı burasıdır. Bodrum merkezine yaklaşık 8 kilometre mesafede yer alan Bitez, yarımadanın en uzun sahil şeritlerinden birine sahip. Bodrum’un o çok hareketli ve gürültülü koylarından sıkılanlar için Bitez, arkasındaki mandalina bahçeleriyle hala o eski Ege köyü havasını hissettirebilen nadir yerlerden biri.
Buranın denizi sığ, kumsalı ise ince kumludur; bu yüzden özellikle çocuklu aileler ve sakin bir gün geçirmek isteyenler tarafından çokça tercih edilir. Aynı zamanda coğrafi yapısı gereği rüzgarı çok güzel aldığı için yarımadadaki en popüler rüzgar sörfü (windsurfing) noktasıdır.
Gezgin Notu: Sahil şeridi boyunca yan yana sıralanmış pek çok restoran ve kafe var. Akşamları bu mekanların masaları doğrudan kumsalın üzerine, denizin dibine atılıyor. Ayaklarınız kumun içindeyken, sakin dalga sesleri eşliğinde akşam yemeği yemek ya da bir şeyler içmek için Bitez harika bir alternatiftir. Sahildeki kafelerde vakit geçirmek, mandalina bahçelerinin kokusunu içinize çekerek yürümek veya denize girmek için buraya rahatlıkla yarım gün ya da tam bir gün ayırabilirsiniz.
13. Gümbet ve Barlar Sokağı

Bodrum’da gece hayatı dendiğinde ilk akla gelen Gümbet, yerli ve yabancı turistlerin de en çok ilgisini çeken, Bodrum’un en ünlü bölgesi. Renkli çarşısının yanı sıra, büyük eğlence mekanlarının bulunduğu, Bodrum gezilecek yerlerden biri olan Barlar Sokağı da Gümbet’te yer alıyor.
Merkezde, çarşının tam göbeğinde yer alan Barlar Sokağı’ndaki kafe, pub ve barlarda eğlence sabahlara kadar devam ediyor. Yüksek sesten uzak, sohbet ederek Bodrum Kalesi’ne karşı bir şeyler içmek için Cafe del Mar’a, rock müzik için Rock Kule City, canlı müzik için ise Mandalin’i tercih edebilirsiniz. Bodrum’un en eski barları olan Körfez Bar ile Adamik ve gecenin kapanışı için de, bir Bodrum geleneği olarak Mavi’ye gidebilirsiniz.
14. Turgutreis ve Günbatımı Plajı
Yarımadanın en büyük ikinci yerleşim yeri olan Turgutreis, adını ünlü Osmanlı denizcisi Turgut Reis’ten alıyor. Burası Bodrum’un geneline göre biraz daha düz ayak bir coğrafyaya sahip olduğu için yürüyerek keşfetmesi oldukça kolay bir bölge. Geniş meydanı, uzun sahil şeridi ve modern marinasıyla (D-Marin) hem yerel hayatı hem de turizmi bir arada yaşatıyor.
Bölgenin en popüler noktası ise adını sonuna kadar hak eden Günbatımı Plajı. Turgutreis, coğrafi konumu gereği tam batıya baktığı için karşısındaki irili ufaklı Kos ve diğer Yunan adalarının arkasından batan güneşi kesintisiz bir açıyla izleme imkanı sunuyor. Gökyüzünün turuncudan mora döndüğü o anlar, yarımadadaki en net gün batımı karelerini veriyor.
Gezgin Notu: Cumartesi günleri kurulan Turgutreis Pazarı, Bodrum’un en büyük ve en meşhur pazarlarından biridir. Hem taze Ege otları ve yerel gıdalar hem de tekstil ürünleri için çevre beldelerden buraya ciddi bir kalabalık akın eder. Yolunuzu cumartesi gününe düşürürseniz pazar alanına mutlaka uğrayın. Sahilde yürüyüş yapmak, marinayı gezmek ve akşamüstü plajda güneşi batırmak için 2-3 saat ayırabilirsiniz.
15. Mazı Köyü ve Koyları
Bodrum’un o bilinen kalabalığından, yüksek sesle çalan müziklerden ve lüks beach kulüplerinden tamamen uzaklaşmak istiyorsanız, rotayı yarımadanın dışına, Gökova Körfezi’nin kıyısındaki Mazı Köyü’ne çevirmeniz gerekiyor. Bodrum merkezine yaklaşık 45-50 kilometre mesafede olan Mazı, el değmemiş doğası, zeytin ağaçları ve korunan köy hayatıyla adeta bir zaman kapsülü gibi.
Mazı’nın en büyük özelliği, her biri birbirinden temiz, sakin ve berrak denizlere sahip olan saklı koyları. İnceyalı, Hurma Sahili, Ilgın Koyu ve Kisebükü gibi noktalar, betonlaşmadan uzak kalmayı başarmış nadir yerlerden. Deniz o kadar temiz ki kıyıdan baktığınızda suyun altındaki taşları ve balıkları çok net görebiliyorsunuz. Buradaki işletmeler genellikle ailelerin işlettiği küçük pansiyonlar ve salaş gözlemecilerden oluşuyor.
Gezgin Notu: Yolları biraz virajlı ve dar olduğu için sürüş esnasında dikkatli olmak şart. Koyların çoğunda büyük market zincirleri veya ATM gibi imkanlar bulunmuyor; bu yüzden buraya gelirken nakit paranızın ve temel ihtiyaçlarınızın yanınızda olduğundan emin olun. Sakinlik ve kafa dinlemek istiyorsanız Bodrum’un en özel sığınağı burası. Mazı’nın tadını çıkarmak, virajlı yollarını geçmeye değmesi için buraya en az tam bir gün ayırmak gerekiyor.
16. Uyku Vadisi ve İncirlin Mağarası
Bodrum sınırlarının biraz dışına çıkıp doğanın kollarına kendinizi bırakmak isterseniz, Milas yönüne doğru yaklaşık 30-40 kilometre mesafede bulunan Uyku Vadisi harika bir kaçış noktasıdır. Burası, Bodrum’un kavurucu yaz sıcağından bunalanların serinlemek, yemyeşil ağaçların arasında yürümek ve su sesini dinlemek için tercih ettiği saklı bir cennet.
Vadinin içinde akan derenin kenarındaki yürüyüş parkurları sizi bölgenin en dikkat çekici noktası olan İncirlin Mağarası’na ulaştırır. Yaklaşık 345 metre uzunluğunda olan bu mağaranın sadece bir kısmı ziyarete açık olsa da içerideki devasa sarkıtlar, dikitler ve havuzlar gerçekten büyüleyici bir atmosfer sunuyor. Mağaranın içi, dışarıdaki hava sıcaklığı ne olursa olsun yıl boyu serin kaldığı için yanınıza ince bir hırka almak iyi bir fikir olabilir.
- Zaman Planı: Vadi içinde yürüyüş yapmak, mağarayı gezmek ve nehir kenarında bir şeyler atıştırmak için buraya en az yarım gün (3-4 saat) ayırmalısınız.
- Gezgin Notu: Vadideki yürüyüş parkurunda taşlık ve ıslak zeminler bulunuyor, bu yüzden mutlaka doğa yürüyüşüne uygun, tabanı kaymayan bir ayakkabı tercih edin. Doğayla baş başa kalıp tamamen farklı bir Bodrum deneyimi yaşamak isteyenler için listeye kesinlikle eklenmesi gereken bir rota.
17. Bodrum Tekne Turu ve Cennet Koyu
Bodrum’un güzelliğini sadece karadan görmek, bu yarımadayı yarım tanımak demektir. Bodrum’un asıl rengini, akvaryum netliğindeki denizini ve sadece deniz yoluyla ulaşılabilen saklı köşelerini keşfetmek için bir gününüzü mutlaka Bodrum Tekne Turu planına ayırmalısınız. Merkezden, Halikarnas Limanı’ndan veya Gümbet’ten kalkan teknelerle bu eşsiz deneyimi yaşayabilirsiniz.
Bu turların ve yarımadanın en kuğu, en büyüleyici noktası ise şüphesiz Cennet Koyu. Göltürkbükü yakınlarında bulunan bu koy, çam ağaçlarının denizle birleştiği, rüzgara korunaklı yapısıyla adeta çarşaf gibi bir suya sahip. Teknelerin demirlediği Cennet Koyu’nda denizin rengi turkuazdan cam göbeğine döner. Karadan da ulaşımı olan bu koy, lüks yatların da vazgeçilmez duraklarındandır.
- Zaman Planı: Tekne turları genellikle sabah 10:00 – 11:00 gibi başlayıp akşam 17:00 – 18:00 saatlerine kadar sürdüğü için bu aktiviteye tam bir gün ayırmanız gerekiyor.
- Gezgin Notu: Kalabalık ve yüksek sesli müzik yapan tekneler yerine daha sakin, az kapasiteli ya da sadece ailenizle/arkadaşlarınızla kiralayabileceğiniz küçük tekneleri tercih ederseniz koyların tadını çok daha iyi çıkarırsınız. Yanınıza şnorkel ve deniz gözlüğü almayı kesinlikle unutmayın; zira su altı dünyası en az yukarısı kadar hareketli.
18. Bardakçı Koyu (Salmakis)
Bodrum merkezine en yakın ve en güzel koylardan biri olan Bardakçı Koyu, antik çağdaki adıyla Salmakis, merkeze sadece yürüme mesafesinde (yaklaşık 1-2 kilometre) yer alıyor. Burası, Bodrum limanı ile Gümbet arasında kalan o küçük, korunaklı ve nefis bir koy. Tarihi efsanelere de konu olan koy, Hermaphroditos ve su perisi Salmakis’in hikayesinin geçtiği yer olarak biliniyor.
Bardakçı Koyu’nun en büyük avantajı, Bodrum’un merkezindeki o hareketliliğin hemen yanı başında olmasına rağmen, pırıl pırıl ve genellikle dalgasız bir denize sahip olması. Koy boyunca sıralanan oteller ve işletmeler plajı kaplasa da günübirlik gitmek ve denizin tadını çıkarmak oldukça kolay. Ayrıca burası, Bodrum kalesini ve limanını karşıdan gören harika bir manzaraya sahip.
Gezgin Notu: Bardakçı Koyu’na gitmenin en keyifli yolu, Bodrum Marina’dan kalkan küçük deniz taksilerine (motorlara) binmek. Çok kısa ve eğlenceli bir deniz yolculuğuyla, karadaki trafiğe hiç takılmadan doğrudan koyun kumsalına adım atabiliyorsunuz. Akşamüstü merkezdeki kalabalığa dönmeden önce burada denize girmek harika bir kapanış olur. Merkezdeyseniz ve uzak koylara gitmeye vaktiniz yoksa, birkaç saatlik hızlı bir deniz keyfi veya yarım gün geçirmek için ideal bir nokta.
19. Bodrum Tarihi Yel Değirmenleri
Bodrum merkez ile Gümbet’i birbirinden ayıran o dik tepenin üzerine çıktığınızda, rüzgara karşı direnen tarihi yel değirmenleri karşılar sizi. 18. yüzyıldan kalma bu değirmenler, zamanında yarımadanın un ihtiyacını karşılamak için aktif olarak kullanılıyormuş; ancak bugün büyük bir kısmı maalesef harap durumda.
Buranın asıl olayı değirmenlerin kendisinden ziyade, sunduğu çift taraflı manzara. Tepenin bir tarafına baktığınızda tamamen Bodrum merkezini ve kaleyi, diğer tarafına döndüğünüzde ise Gümbet koyunu görüyorsunuz. Yarımadada rüzgarı en yalın haliyle hissedeceğiniz yerlerden biri burası.
- Zaman Planı: Çevrede dolanıp iki farklı koyun manzarasını fotoğraflamak için 20 dakika ayırmak fazlasıyla yeterli.
- Gezgin Notu: Buraya toplu taşıma ile çıkmak zor, araçla gelmek en mantıklısı. Tepe çok açık olduğu için rüzgar neredeyse hiç eksik olmuyor; akşamüstü saatlerinde gelecekseniz rüzgarı hesaba katın. Giriş için herhangi bir ücret veya kısıtlama yok.

Bodrum’u Keşfederken Son Bir Not…
Bodrum; antik çağın devasa mirasını taş duvarlarında saklayan, her virajında bambaşka bir maviliğe açılan ve gecesiyle gündüzü birbirinden tamamen farklı yaşayan büyülü bir yarımada. İster lüks marinalarında gün batımına karşı kahvenizi yudumlayın, ister Mazı’nın bakir koylarında doğanın sesini dinleyin; Bodrum’da herkesin kendi hikayesini bulacağı bir köşe mutlaka var.
Kendi temponuzu belirleyin, acele etmeyin ve bu eşsiz Ege kasabasını bir yerel gibi, tadını çıkararak yaşayın. Şimdiden harika bir Bodrum tatili ve keyifli keşifler dileriz!