Bir şehre gönül verip gitmeye karar vermeden önce internetteki bilgileri tarayıp pratik ve işe yarar bilgi aradığınızı biliyoruz. Tam bu noktada Japonya ve Tokyo hakkında Türkçe kaynağın fazlalığı bizim de gözümüzü boyadı. Hatta şimdiye kadar yaptığımız rotalardan çok daha kolay olacağını bile düşündük. Öyle ki ilk kez 4 tane gezi kitabımız vardı ve sanırım Japonya’yı en iyi biz gezecektik.

Japonya teknolojiler ülkesi, ulaşımı kolay, insanı kibar, havası güzel, doğası şaheser dedik. Bu kadarı bile yeterdi. Ancak inanın fazlasını bulacaksınız. Yıllarca usanmadan batıda aradığımız medeniyet, aslında oraya sırtımızı verdiğimizde görülüyormuş. Uzak doğu.

Ülkenin yüzölçümünün bizim yarımız kadar, ama nüfusunun iki katımıza vardığını hatırlatmak istiyorum. Zaten zor sığdığımız ülkede yaşam alanınızın yarıya düştüğünü biran bile hayal edince akla gelen tek şey kaos oluyor. Ancak Japonya’da sanırım hissedebileceğiniz en son şey kaos. Bu kadar insanın öylesine huzur içinde yaşaması, robotik hareketlerle ve kesin çizgilerle kurallara uyması, bir yandan da kibarlıktan ve utangaçlıktan gözlerinizin içine bile bakamaması ve tüm bu insanların kendi alanında bir süper deha olması çoğu zaman başka bir gezegendesiniz gibi hissettiriyor. Her anımızın çelişkilerle geçtiği harika bir gezi oldu. Hepsini detay detay anlatacağım. Kalkış için şakira kemerlerinizi bağlayın, başlıyoruz.

Tokyo-Gezisi

Yazı: Nazlı Tanburacı Altaç

Japonya’ya nasıl gidilir

Japonya için vize gerekmiyor. Bu başlığın altında nasıl gidilirden çok, nasıl en ucuza gidilir’in cevabını aradığınızı biliyoruz. Japonya çoğu kişiye göre “dünyanın bir ucu” olarak görülse de zannedildiği kadar uzak değil demek isterdik. Ancak hariyayı açtığınızda Japonyayı görebilmek için sağa doğru bir hamle istiyor, o kadar uzak işte. Uzaklık bizi daha da heyecanlandırıyor, uçağa bindikten sonra kaç saat ne önemi var diyorsanız, aynı şeyleri düşünüyoruz demektir. Doğru geldiğinize bi kez daha emin olabilirsiniz.

Ucuza gitmek sorusunun cevabını aradığımıza göre, Japonya’ya gitmek için Tokyo’yu tercih edeceğinizi düşünüyoruz. Bunun yanında Osaka şehrine de inebilirsiniz. Tokyo’da iki tane havaalanı bulunuyor, bunlardan ilki Narita, diğeri Haneda. Biz ikisini de kullandık, Japonya’dan sonra Filipinler’e gideceğimiz için. Ancak İstanbul uçakları genellikle International uçuşların ağırlıkta olduğu Narita havaalanına iniyor.

Direkt gittiği için Türk Hava Yollarının aktarmasız İstanbul Japonya uçağı tabiki güzel bir tercih. Yaklaşık 12 saatte Tokyo’da oluyorsunuz. Ancak sınırlı bütçeler için bir çok tercih de mevcut. Bunlardan en sevdiğimiz Aeroflot uçuşları. Moskova’da yapacağınız küçük bir aktarma ile neredeyse yarı fiyatına uçak bileti işinizi halledebilirsiniz. Ayrıca Singapur Airlines’ın ara ara çok güzel promosyonlarını yakalayabilirsiniz. Bunun dışında Avrupa aktarmalı uçuşlar yolu oldukça uzatacağından en iyi seçeneğin yine skyscanner.com’dan geldiğini hatırlatmak isteriz.

Tokyo-Gezisi-Japonya

Japonya’da ulaşım

Japan Rail Pass: Japonyaya gitmeye karar verdikten sonra, bizi en çok zorlayan ve uzun araştırmalara sevkeden konu şehirlerarası ve şehirler için ulaşımın gitmeden önce çözülmesi gerektiği oldu. Okudukça kafamız daha da karıştı, zaten o kadar çok çöp bilgi var ki, önce onları ayrıştırıp ardından doğru yolu bulmak gerçekten uzun vakitlerimizi aldı. Bu konuyu gitmeden çok araştırdık, Japan Rail Pass konusu şu an burda çözülecek sevgili gezginler, sıkı durun.

İlk olarak http://his-japanrailpass.com/eng/en001.html adresine bir bakmanızı öneriyoruz. His Japan firması tüm dünyada şubeleri olan bir turizm acentası. Ben bu açıklayıcı(!) siteyi defalarca inceledim. Sonra bi kaç konuda pek aydınlanamadığımdan Fulya’daki merkezlerine dahi gittim. Küçük bir turizm acentasıyla karşılaşacağımı düşünürken kocaman bir kurumsal firmaya geldiğimdeki şoku detaylarıyla anlatacağım. Önce şu Japan Rai Pass olayını bir çözelim.

Japan Rail Pass bileti 1 haftalık, 14 ve 21 günlük versiyonları olan bir ulaşım aracı. Bu bileti satın alarak şehirlerarası(Nazomi hariç) tüm hızlı trenlere, ve şehiriçi tüm JR hat metrolarına ücretsiz ve sınırsız biniyorsunuz.

Japonya’ya gidip sadece Tokyo’yu gezmeyeceğinizi biliyoruz. Kesinlikle Kyoto’ya Osaka’ya kimbilir belki Nagasakiye, hatta Fuji dağına veya Hiroşima’yı da gezip görmek isteyeceksiniz. Bunları istemeniz bile sadece bir hızlı tren deneyimi yaşamak için bile Shinkansenlere bineceksiniz. İşte bu hızlı trenlere binmek için 2 seçeneğiniz var:

Japonya-Ulasim

  1. Japonya’ya gittiğinizde biletleri alacaksınız. Zaten pahalılıktan sürekli kazıklanıyormuşsunuz hissi veren ülke bu biletle sizi isyanlara sürükleyecek. Tokyo istasyonunda kafanızı duvarlara vura vura bayılacaksınız Japon Yenlerini. Zira Japan Rail Pass bileti sadece turislere özgü bir bilet çeşidi olduğundan Japonyada satışı yasak, haliyle tek tek biletlerinizi almanız gerekecek. Bu yolu kesinlikle önermiyoruz. Zira sadece Tokyo-Kyoto gidiş dönüş bileti parası ile Japan Rail Pass bir haftalık bileti neredeyse aynı.

  2. Gitmeden önce internet üzerinden yada His Japan vasıtasıyla online olarak biletlerinizi edineceksiniz. Bu yolla alırsanız biletler sudan ucuz diyebilmeyi çok isterdik, ancak neredeyse bir uçak bileti parasına malolduğunu üzülerek belirtmek isteriz. Çare yok, o geyşaları görmek istiyorsan, o Japon Yenleri harcanacak, pamuk eller cebe efenim. https://www.japan-rail-pass.com/
    http://www.japanrailpass.net/en/ gibi birçok siteden biletinizi alabilirsiniz. Şimdi bu pahalı bilet ile neler yapabileceğinize geçelim.

Japan Rail Pass’iniz Japonyada Tokyo’yu gezdikten sonra şehirler arası ulaşım için sınırsız erişim sağlıyor. Örneğin Kyoto için 10 dakikada bir kalkan shinkansene dilediğiniz zaman binebiliyorsunuz. Sadece görevliye biletinizi göstermeniz yeterli. Trene gitmeden önce rezervasyon yaptırabilirsiniz. Ancak biz hiç yaptırmadık, hiç bir problem olmadı, nasıl nereden rezervasyon yaptırılıyor onu da bilmiyorum. Bilenlerden tavsiyelerini bekleriz.

Şehirlerarası yolculuk konusu kolay. Onu anladık. Zaten tüm kaynaklar bunu ballandıra ballandıra anlatıyor. Ancak ben bu bileti havaalanından uçağa giderken kullanabilecek miyim, demirağlarla örülü Tokyo’da metrolara binmek için yine bu bilet yeterli olacak mı yoksa ben yine Japon Yenlerimi yeni biletlere de mi savuracağım diye soruyorsunuz.

İşte bu konu biraz daha komplike. Şöyle ki, Tokyo’da sayısız demiryolu şirketi var ve her şirket başka hatlardan başka yerlere gidiyor. Bunu kafa karıştırmadan anlatmanın tek yolu şu: BULAMADIM.

Tamam tekrar deniyorum. Kafaların karışmayacağına söz vermiyorum busefer. Örneğin Tokyo’nun en bilindik istasyonlarından yola çıkalım. Asakusa(A) ve Ginza(G). A’daki otelinizden çıkıyorsunuz ve G’deki caddeleri görmek için heyecanla metro istasyonuna yöneliyorsunuz. Ancak elinizdeki Japan Rail Pass ile bunu yapamazsınız. Çünkü A ve G arasındaki turuncu hattın sahibi başka bir şirket. O yüzden bu şirkete ait tek bir bilet, git-gel bilet, tek günlük bilet, hatta haftalık bir bilet dahi alabilirsiniz. Ancak Japan Rail Pass şirketine sahip hatlara sınırsızca özgürce binebilirsiniz. Aralarda aktarmalar yaparak en ucuz şekilde gideceğiniz istasyona ulaşabilirsiniz.

Korkmaya gerek yok, itiraf ediyorum, ilk gün gerçekten çok zor. Hiç kimse ingilizce bilmiyor, hatlar çok karışık, kapılar birbirine çok uzak ve bazen imdat diye bağırmak istiyorsunuz. Ancak 2. Gün sabahı her şeyi anlamış oluyorsunuz. Tabiki, sayısız defa kaybolacaksınız, yanlış yöne giden metroya bineceksiniz. Gerilmeyin, tadını çıkarın.. Tüm toplu taşıma araçları o kadar dakik, kurallar o kadar kesin ki, öğrendiğinizde hiçbir yere geç kalma ihtimaliniz yok. Her şey çok net, sadece ayak uydurmak gerek. Sonuçta İstanbul’da metrobüsten metro’ya, oradan tramwaya, finükülere aktarma yapmış insanlarız. Yolda bozulan metrobüsler, geç kalan otobüsler falan olmayacak. Sadece treni doğru seçin yeter.

TAKSİ: Japonyada olduğunuzu tam anlamıyla hissedeceğiniz bir ulaşım şekli taksi. Okumuştuk inanamadık, sonra gördük gerçekten de öyleymiş. Taksiler o kadar temiz, öylesine kusursuz ki, şöforun ellerinde beyaz eldivenler, koltukların üstü danteller, koltuk arkası turist info kataloğu, ingilizce bilmese de navigasyon cihazını hatasız kullanarak sizi istenen yere sorunsuz götürmesi..Aşırı pahalı olmasına rağmen mutlaka deneyimleyiniz efenim.

HAVAALANI ULAŞIM: Japan Rail Pass edindiyseniz, ister Naritaya ister Hanedaya iniş yapın, metroyla havaalanından şehre kadar gelebiliyorsunuz. Ardından JR hattının üzerinde bir otelse direk, değilse ufak bir metro aktarmasıyla otelinize uluşablirseniz. Metrolar maalesef gece yarısına kadar. Biz sabaha karşı 3 gibi Tokyo’daydık, haliyle metroyu kullanamadık.

Hem Haneda’dan hem de Narita’dan limuzun denen otobüslere binebilirsiniz. Bunlar bizdeki havaşlarla aynı mantık. Havaalanındaki herhangi bir tourist info’dan otobüslerin yerini ve biletleri nereden alacağınızı sorarak halledebilirsiniz. Merak etmeyin. Havaalanından itibaren hayatın Japonya’da ne kadar da kolay olduğuna inanamayacaksınız. Böylesine gelişmiş başka bir ülke görmedik henüz, emin olun Avrupa- Amerika gerçekten size de bir şey ifade etmeyecek Japonya’dan sonra.

Havaş Limuzin de şehrin belirli istasyonlarında durarak yol alıyor. Otelinize en yakın durakta inerek taksiyle devam edebilirsiniz. Ancak eğer bir uçak bileti parası daha vermeyi düşünmüyorsanız kesinlikle havaalanından direk taksiye binmeyin. Parası neyse diyorsanız da mutlaka tahmini rakamı tourist infodan kontrol edin, zira Haneda Airporttan Asakusa’daki otelimize 800 TL gibi bir bedel ödememiz gerekiyordu kibar taksici beyefendiye. Yapmayın yazıktır.

Japonya-Fiyatlar-Nasil

Japonya fiyatlar

İstisnasız her listede dünyanın en pahalı şehri yıllardır Tokyo seçiliyor sayın gezgin. Yani daha ne denebilir ki. Emin olun biz de çok isterdik abartıyorlar canım, hiç de öyle değil diyebilmeyi. Ama inanın pahalı. Yani gerçekten çok pahalı. Ama her saniyesine değiyor. Hizmet de çok kaliteli. Kuruşu kuruşuna yemeğin, otelin, ulaşımın karşılığını alıyorsunuz.

Japonya’da gezilecek yerlerin çoğu ücretsiz, Kyoto’da bir takım tapınaklara girerken sembolik giriş ücretleri vardı. Ancak harcanan paranın çoğunluğunu yemek ve ulaşım masrafları oluşturuyor. Zaten hiçbir yerde kesinlikle pazarlık sözkonusu olmadığı için harcanan paralar aşağı yukarı aynı oluyor. Bütçeyi kısıtlı tutabilmeniz imkanı yok, lütfen debelenmeyin ve keyfini çıkarın. Bilmek isterseniz, ortalama bir akşam yemeğine iki kişi 7000-8000 Japon Yeni tutuyor.

Japon Yenini en başta hesaplamak çok zor geliyordu sonradan alıştık tabi. Şu anki kura göre 1000yen=8dolar= 24tl.

Herşeyin tek bir fiyatı olduğu Japonya’da ilginçtir ki kur her yerde değişiyor . Şehir içindeki döviz büroları daha yüksek kurdan bozuyor. Gerçi aradaki fark 100 yen kazanmak gibi bir sonuç doğuruyor, bu parayla bi şişe su bile alamadığınız için nerede isterseniz bozdurun. Dediğim gibi , bütçeyi kısmaya çalışmak gereksiz, keyfini çıkarın. Biz dolar götürdük, Euro da götürebilirsiniz, hatta TL de götürebilirsiniz. Hepsini buradakine yakın kurdan bozuyorlar. Böyle şeyler bizi de çok şaşırtıyor evet.

Japonya’da nerede kalınır

Bu konu için uzun uzun anlatacaklarımız var aslında. Şunu bilmenizi isterim ki, geniş yatakları, uzun koridorları ve yüksek tavanları bir süreliğine unutmanız gerekiyor. Tokyo’daki otellerin standart çift kişilik yatak büyüklüğü 150cm x 200 cm. Sığıyorsun, ama işte o kadar. Şöyle bir döneyim dersen, yok. Örneğin bavulun sadece bir tanesini açabileceğin alanın var, diğeri için yatağın üstünü kullanmak gerekiyor. Standartlar böyle, ancak bütçeye göre daha iyileri de vardır elbet. Biz Tokyo’da Hotel Hokke Club Asakusa’da kaldık. Gayet güzeldi. Booking gibi sitelerden 8 üzeri puan alan tüm otellerde kalabilirsiniz. Zira şehrin tek bir merkezi yok, ama şehirde ulaşım inanılmaz hızlı ve kolay. Her yerde metro var, her saniye yeni tren geliyor. Semt önemli değil.

Kyoto içinse Kapsül otel ve Ryokan seçeneklerini değerlendirmenizi isteriz. Zira insan hayatında sadece bir kez yaşayabiliceği deneyimlerin en yüksek kalitede sunulduğu Japonya’da yapılacak listesinden birşeyleri silmek bizce şart. Kapsül otel deneyimi gerçekten eşsiz, detaylarıyla anlatacağım. Bir de Ryokanlardan bahsetmek gerek. Eski usul Japon evlerinde, yer yataklarında yatıp küçük bahçelere açılan odalarda kalabilirsiniz. Yazarken bile heyecanlanıyor insan inanın.

Japonya’da ne yenir

Şu konuya bir açıklık getirelim: Japonyaya gideceğiz dediğimiz de “etraftan kedi köpek mi yiyeceksiniz ıyyyy” “böcek yiyorlar orda ıyy” şeklinde tepkiler aldık. Hayır efendim, o senin dediğin Çin. Japonya değil. Japonya denildiğinde aklına dünyanın en büyük balık pazarı gelmesi gerekiyor, böcek değil. Bu konuda anlaştıysak neler yedik bakalım:

Sushi: aslında sanıldığı gibi çiğ balık yemeği değil, balığın sirkeyle pişmiş pirince sarılarak servis edilmiş halidir. Bu işin ustaları Japonya’dalar, yapılışının her detayını izleyebileceğiniz restauranlarda suşi tatmak eşsiz.Bir çok balık çeşidinin yanı sıra yengeç, karides, ahtapot ile de yapılan suşileri de deneyin. Siz biliyorsunuz ancak biz yine de uyaralım, sushi yerken tuz yerine soya sosu ile tatlandırma yapacaksınız. Sushinizi soyaya batırırken balıklı taraf alta gelecek şekilde sosa banın, yoksa pirinç dağılır,acemiliğiniz ortaya çıkar. Chopstiklerle ortada kalıverirsiniz. Klişeden nefret etmemize rağmen yazmadan edemeyeceğim.Türkiye’de yediğimiz suşi, suşi değilmiş efenim.

Shabu-Shabu: Kağıt kadar ince dilimlenmiş biftek,domuz, balık etini kaynar suya batırıp çıkarıyorlar. Suyun içinden çıkarıp sallrken şabuşabu diye ses çıktığından adını böyle koymuşlar. Çok güzel lezzetli. Ancak aşırı pahalı. Tek bir porsiyonu 7000 yenden başlıyor.

Raamen: Bildiğimiz noodle gibi, yada noodle çorbası diyelim. Yağlı bir et suyuyla pişirilen erişte çorbası. Çok lezzetli, yemesi çok keyifli.

Kobe eti: Burada bir durmak istiyorum. Şimdiye kadar yediğiniz bütün kırmızı et lezzetlerini unutun. Şu son moda steakhouselardaki kuzuları, lokumları, bonfileleri unutun. Bu bambaşka bir lezzet. Bu etin lezzetinin sirri, Wagyu sığırlarına doğumlarından itibaren duzenli olarak masaj yapmasıymış. Böylece etin icinde sertlesmis bolgelere ve sinirlere rastlanmadigi söyleniyor. Hatta bu sığırlar tüm gün klasik müzik dinleterek sevgiyle büyütülüyorlarmış. Tek amaç strese girmesinler, etler yumuşak olsun. Ben hayatımda böyle birşey yemedim. Evet pahalı ama kesinlikle denemeniz gerekiyor.

Biz gezerken prensip olarak o kültüre ait şeyler yiyoruz. Hatta aksini yapanları aşırı eleştiriyoruz. Ama ben balık yemem derseniz, a dan z ye en kaliteli dünya mutfaklarını bulacaksınız. Hele Tokyo bu anlamda aşırı zengin, hiç endişeye gerek yok. Afiyet olsun!

Japonya’ya ne zaman gidilir

Temel coğrafi bilgilerinizi yokladığınızda ana karaların iklim koşullarını belirleyen en temel özeliğin bulunduğu paralel olduğunu hatırlayacaksınız. İşte Japonya ile Türkiyenin neredeyse aynı paraleldeler. Bu sebeple iklimleri ve mevsim geçişleri birbirine çok yakın. Sanırım Japonya’da Türkiye’ye azıcık benzeyen tek şey bu. Buna sıkı sıkı sarılın derim. Zira gariplikler ve çelişkiler ülkesinde bazen şok olmaktan yorulacaksınız. Mevsimlerle ilgili temel kurallı söyledikten sonra ayrıntılı değerlendirmelere geçebiliriz.

İLKBAHAR: Hani Japonya resimlerini taradığınızda karşınıza çıkan toz pembe minik çiçekli bahçeler, fuşya rengi ağaçlarla dolu büyüleyici manzaralar görüyorsunuz ya, işte o doğa harikaları Kiraz Çiçekleri. Kiraz çiçekleri öylesine narin ve kısa ömürlüler ki, onlara yetişmek, bir kez olsun avuçlarınızın içine alabilmek zannedildiği kadar kolay değil.

Her yıl Japonyo Meteroloji kurumları yılın belki de en önemli günlerini tüm dünyaya duyurmak için hummalı bir çalışmaya giriyor. Bu narin kiraz çiçeklerinin tam olarak hangi gün açacağı ülkenin tümünde büyük bir heyecanla bekleniyor. Sakuraların (kiraz çiçeklerinin) açacağı günün belirlenmesiyle birlikte tüm haber kanalları son dakika olarak bu bilgiyi giriyor ve tüm halk tam da bu güne göre planlarını yapıyor. Düşünsenize öyle bir gün ki, ülke bir anda gerçek bir cennete dönüşüyor, sakuraların açışı baharı müjdeliyor, kiraz mevsimi tam bir coşkuyla karşılanıyor. Sadece 2008 yılında yapılmış yanlış hesaplamalar sebebiyle sakuraların açışı 3 ayrı gün olarak duyururulunca Meteroloji bu hatasından dolayı sayısız özürlerini halka iletmişler.

Sakura zamanında Japonyayı gelip görmeniz gerek. Doğanın mucizesi objektiflerden taşıyor sanki. Tüm halk tapınaklara bahçelere uzanıyor, şehirler kocaman bir piknik bahçesine dönüyor. Halk için öylesine büyük bir seromoni ile karşılanan sakura çiçeklerinin diğer bir anlamı da hayatın gelip geçiciliği, güzelliğin kalıcı olmadığı, ümidin her yıl yeniden yeşerdiği metaforlarını da ifade ediyor.

Anlattın bu kadar haydi söyle ne zaman açar bu kiraz çiçekleri derseniz, Mart sonu Nisan başı 2 haftalık sürede en güzel zamanlarına denk geliyorsunuz.

Tüm bu güzellikler yanında Nisan ayında biletler ve oteller zaten pahalı olan bu ülkede neredeyse ikiye katlanıyor ve tüm dünyadan bu minik çiçekleri görmeye gelen turistler bir anda 2 katına çıkıyor. Bunu da aklınızda bulundurun isteriz.

SONBAHAR: Eylül ve Ekim Japonya’nın en düşük sezonu, bu da demek oluyor ki, en ucuz uçak biletler ve oteller sizi bekliyor.Turist az olunca, kültürü tanımak ve halkı izlemek daha kolay oluyor. Hava gerçekten mis gibi 20 derece civarında, incecik bir ceketle tüm ülkeyi gezersiniz. Sıcaktan bunalmaz, soğuktan üşümezsiniz. EN EN EN önemlisi ise: hava geç kararır, bu sebeple daha bol vakitli keyifli bir gezi rotası çıkmış olur. Benim Nisan’da iznim yok, zaten çiçek böcekle uğraşamam, ben gezip ruhumu arındıracağım, bir dahaki sefer belki Nisan da olur diyenlerdenseniz, Ekim’de saatler geri alınmadan gitmek çok akıllıca bir tercih olacaktır. Zira dünyanın en pahalı şehrine gidiyorsunuz, bütçenin tamamını biletlere ayırmak kaçırdıklarınızı görünce sizi kederlere sürükleyebilir. Demedi demeyin.

KIŞ-YAZ: Bu iki mevsim neredeyse Türkiye ile aynı, yazlar sıcak, kışlar bol yağışlı. Gezmek için diğerlerine göre çok verimli değil. Ancak illaki bu mevsimlerde gideceğim diyorsanız yaz mevsimini tercih edin. Hava akşam 5’te kararınca gerçekten hiç vakit kalmıyor ve günleriniz çok kıstlanıyor bizden söylemesi.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here