PAYLAŞ

Kendine özgü atmosferi ile Avusturya’nın başkenti Viyana, Avrupa’nın kültür ve sanat başkenti olarak anılıyor. Barok sarayları, meşhur Burgtheater ve Staatoper tiyatroları ve St. Stephen Katedrali’nin çevresini dolaşan, dar Orta Çağ sokakları ile hali hazırda bir açık hava müzesini andırıyor.

Tuna Nehri kıyısında kurulan kent, tarihten izler taşıyan mimarisi, opera ve tiyatroları, müze ve sanat galerileriyle Avrupa’da en çok ziyaret edilen başkentlerden biri. 2001’den bu yana UNESCO Dünya Mirasları Listesinde bulunan Viyana’nın tarihi merkezi, kendine has dokusuyla bunu fazlasıyla hak ediyor.

viyana-gezilecek-yerler

Viyana Gezilecek Yerler

Viyana dünyaya birçok eşsiz güzellik katmış bir şehir. Klasik müziğin başkenti, zarif Viyana valsi, enfes çörekleri, daha pek çok özelliği ve tarihi kimliği ile ziyaretçilerini büyüleyen bir şehir. Fakat Avusturya’nın başkenti ve en büyük şehrinin dünya ile paylaştığı şeyler bu kadar değil.

1. Viyana Belediye Binası

wiener-rathaus

Viyana Belediye Binası (Wiener Rathaus), aynı zamanda Viyana eyaletinin de yönetildiği yer. Neo-Gotik tasarımı ile 1872-1883 yılları arasında yapılan binanın tepesindeki kulede, Viyana’nın sembollerinden olan Rathausmann bulunuyor. Karşısında ise, küçük ve şirin Rathauspark yer alıyor.

Bahar ve yaz akşamlarında veya özel günlerde, önündeki geniş alanda konserlerden, gösterilere, sirk çadırlarından yeme-içme stantlarına kadar adeta bir panayır yerine dönüşüyor.

Binanın hemen altında yer alan Wiener Rathauskeller, gurmelerin şehirdeki ilk adreslerinden. Oldukça şık olan restoran şarap menüsüyle de oldukça tatmin edici. Wiener Rathauskeller’da enfes Avusturya şaraplarından örnekler tadabilirsiniz.

2. İspanyol Binicilik Okulu

spanische-hofreitschule

İspanyol Binicilik Okulu (Spanische Hofreitschule), dünyanın en eski ve tek kraliyet binicilik okulu. 1572’de kurulan ve Barok stilindeki binada bulunan okulda gerçekleştirilen gösterileri yaklaşık bin ziyaretçi aynı anda seyredebiliyor. Viyana için muazzam bir marka değeri taşıyan İspanyol Binicilik Okulu’nun yıllık ziyaretçi sayısı ortalama iki yüz elli bin. Yüzyıllardır atları bu şekilde eğiten okulun kurucuları Kış Binicilik Okulu’nda da 1735’ten beri gösteriler yapıyor. Lipizzan atlarının eğitildiği yer olan binicilik okulu yaptığı işi, at terbiyeciliği olarak adlandırsa da izleyenlerin “büyü” demesine engel olamıyor. Hem atlar hem de biniciler uzun yıllar süren ciddi bir eğitimden geçiyorlar.

3. Graben

graben-wien

Graben, Viyana’nın en meşhur caddelerinden. Siper anlamına gelen Graben’in tarihi Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanıyor. O günlerde Viyana’nın dev duvarlarla çevrili olduğu ve duvarların önünde de onu çevreleyen bir siper kazılı olduğu biliniyor. Daha sonraları bu siperler doldurularak Viyana’nın ilk yerleşim bölgesi kurulmuş. Zamanla dönemin sanatçılarının yaşadığı ahşap evler zarif dükkânlara dönüşerek, cadde güzel butiklerin, hediyelik eşyacıların ve sokak kafelerinin bulunduğu bir yer haline gelmiş. Kentin elitlerinin tercih ettiği bir muhit olan Graben, günümüzde Viyana porselenleri gibi üst seviye ürünlerin sergilendiği, lüks bir cadde.

Graben Caddesi’nin üzerinde, sağda St. Peter Kilisesi, caddenin sonundan sola döndüğünüzde yolun sonunda Habsburg Sarayı, lüks alışveriş mağazalarının arasından yolun sonuna kadar yürürseniz sağda da ünlü Demel Pastanesi bulunuyor. Graben Caddesi’nin tam ortasında ise önemli bir sanat eseri olan Veba Anıtı yer alıyor.

4. Aziz Stefan Katedrali

st-stephens-cathedral-wien

Aziz Stefan Katedrali (St. Stephen’s Cathedral, Domkirche St. Stephan zu Wien) daha çok Stephansdom olarak adlandırılan kentin en önemli ikonlarından biri. Viyana’nın kalbi Stephansplatz’ta yer alan Aziz Stefan, Viyana piskoposluk ruhani dairesinin ana kiliselerinden. İkinci Dünya Savaşı’nda ağır hasar görmesiyle, yedi yılda Roma-Gotik mimarı stilde tekrar yapılan katedral, 230 bin cilalı taş ile örtülmüş ve inanılmaz bir görüntüye sahip renkli çatısıyla Viyana’nın en tanınan sembollerinden. Kilise her biri farklı zamanlarda yapılan ve farklı sanat akımlarını simgeleyen on sekizden fazla sunağıyla bir sanat harikası.

5. Burggarten

burggarten-wien

Burggarten, İngiliz bahçelerinden esinlenilerek yapılmış ve bir zamanlar kraliyet bahçesi olarak kullanılmış. Viyana içindeki küçük İngiltere olarak bilinen bahçe, günümüzde ise insanların güzel günlerde öğle yemeklerini yedikleri bir yer olarak karşımıza çıkıyor. Viyana’nın birinci bölgesinde, Stephansplatz’den yürüyerek beş dakikalık uzaklıkta yer alan bahçe, içerisinde Avusturyalı besteci Mozart’ın anıtını barındırıyor. Kuzey bölümünde ise olağanüstü bir cam ev olan Palmenhaus ve onun hemen sol yanında da tropik kelebekleri görebileceğiniz Schmettlerlinghaus yer alıyor. Hatta bazen yarasalara da rastlayabileceğiniz Schmettlerlinghaus’un yanı sıra Burggarten’de, oturup soluklanabileceğiniz şirin bir kafe de var.

6. Ringstrasse

ringstrasse-wien

Ringstrasse, beş kilometrelik uzunluğu ile Viyana şehir merkezini dolaşan ve on dokuzuncu yüzyılda İmparator Franz Joseph tarafından yaptırılan bir yol. Çevresinde Viyana’nın en önemli binaları olan saraylar, müzeler ve devlet binalarının bulunduğu Ringstrasse’nin 1857’de başlanan yapımı 1865’te tamamlanmış. Caddede aralarında Devlet Operası, Ulusal Tarih Müzesi, Belediye Binası ve Borsa Binası’nın da bulunduğu yapıların her biri farklı mimari tarzları yansıttığı gibi, her biri de kendi alanında birer başyapıt.

7. Belvedere Saray Yerleşkesi

belvedere-sarayi-yerleskesi-viyana

Belvedere Sarayları, Viyana tarihinin ayrılmaz bir parçası. Geçmişi on yedinci yüzyıla dek uzanan birçok saray ile çevresindeki sera ve bahçelere sahip olan kompleksteki Barok sarayları, Belvedere’nin hem alt hem üst bölgesinde bulunuyor. Saray ahırları ve limon seraları da Barok tarzı bir mimariye sahip. Savoy Prensi Eugene burayı yazlık ev olarak yaptırmışsa da, Fransız Devrimi sırasında Fransız kraliyet mensuplarının kaçıp sığındığı bir ev haline geldi. Viyana’nın muhteşem manzarasının izlenebiliyor olmasının yanında, özellikle de fırsatınız varsa, ışıl ışıl aydınlatılan geceleri de mutlaka görülmeli.

8. Hundertwasserhaus

hundertwasserhaus-wien

Hundretwasserhaus, Viyana Meydanı’nın Landstrabe Bölgesi’nde bulunan rengârenk evlerden oluşuyor. İsmini yirminci yüzyıl konsepti geliştiren Avusturyalı sanatçı Friedensreich Hundertwasser’dan alan yapının mimarı ise Krawina.

Elli iki haneden oluşan yapıdaki evlerin her biri farklı renkte, bazılarının ise hem içinde hem dışında ağaçlar yetişmiş. Everin pencerelerden dışarı çıkan ağaç dalları diğer evlere dek uzanıyor. 1985’te yapımı tamamlanan bina, günümüzde Viyana’nın kültürel bütünlüğünün en önemli parçalarından.

9. Hofburg İmparatorluk Sarayı

hofburg-wien

Hofsburg İmparatorluk Sarayı, yapıldığı on üçüncü yüzyıldan bu yana Avusturya hükümetinin değişmez bir parçası. Aralarında Hapsburg, Kutsal Roma İmparatorluğu ve Avusturya-Macar İmparatorluğu gibi çok güçlü kraliyet ailelerine ev sahipliği yapan saray, günümüzde müze olarak hizmet verdiği gibi aynı zamanda da Avusturya başkanının evi olarak kullanılıyor. Sarayın sahip olduğu birçok bölüm, farklı yüzyıllarda farklı krallıklar tarafından yapılmış. Müze olarak ziyarete açık olan üç bölüm ise, İmparatorluk Evleri, Sisi Müzesi ve İmparatorluk eşyalarının sergilendiği Gümüş Koleksiyonu bölümleri.

10. Schonbrunn Sarayı

schonbrunn-sarayi-wien

Schönbrunn Sarayı, tam bin dört yüz kırk bir odasıyla ancak devasa Versay Sarayı ile karşılaştırılabilen, Avusturya’nın en büyük turistik bölgesi. 1696-1712 arasında İmparator Leopold I’in emri ile yaptırılan ve Maria Theresa tarafından imparatorluk yazlığına dönüştürülen sarayın bahçesi ise Privy Garden’a, dünyanın en eski hayvanat bahçesine, bir labirente ve altmış metre yükseklikteki Gloriette adında mermer bir yazlığa da ev sahipliği yapıyor.

Göz at: Budapeşte Gezilecek Yerler

Avrupa’nın en hareketli kültür sanat yaşamına sahip, Avusturya’nın başkenti Viyana, Avrupa gezilecek yerler arasında ilk akla gelen şehirlerden.

PAYLAŞ
Önceki makaleCebelitarık
Sonraki makaleGizem Altın Nance: Bir Bilet Al
Seyahat Yazarı, Blogger. “Yolda olmak” duygusuna âşık birisi. Aslında veteriner hekim, bilgi yönetimi okudu, marka yönetimi üzerine MBA yaptı. 14 yıl çalıştığı şirketiyle yolları ayrılınca, hayallerinin peşine düşüp, uzak masal ülkesi Yeni Zelanda’ya gitti. 22 ay boyunca Okyanusya ve egzotik Asya ülkelerinde seyahat etti.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here