Nevşehir merkezine yaklaşık 20 km mesafede yer alan Ürgüp, elverişli kaya yapısı nedeniyle yoğun peribacası oluşumuna sahip. Tarihi İpek Yolunun üzerinde ve İstanbul’u Kudüs’e bağlayan, medeniyetlerin kesişim noktasında bulunan ilçe, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tanıklık etmiş.

Ürgüp günümüzde, Nevşehir’in en gelişmiş ilçesi. Özellikle turistler için gece hayatının, pek çok restoranın, kayadan oyma küçük bar ve şarap evlerinin yer aldığı ilçede, kaya oyma ve taş evlerin işçiliği görenleri hayran bırakıyor. 

Ürgüp Gezilecek Yerler

Ürgüp, yağmur ve rüzgâr erozyonunun meydana getirdiği peribacalarının tipik örneklerinin yoğun olarak yer aldığı bir bölgeye kurulmuş. Vadi yamaçlarından akan yağmur sularının adından rüzgârlar aşındırmasıyla oluşan yarıklar arasında yükselen peribacaları bölgeye has olağanüstü bir görüntü oluşturmuş. Bölge coğrafyası bu nedenle olağanüstü çarpıcı peribacalarına sahip.

1. Ürgüp merkez

Urgup-Sehir-Merkezi

1288’de Vecihi Paşa tarafından Kılıçaslan için yaptırılmış olan bir anıt mezarın bulunduğu Temenni Tepesi‘nde, Osmanlı döneminden kalma iki önemli mezar bulunuyor. Bu türbeye çaput bağlanarak dilek dilenmesi nedeniyle adı “Temenni” olarak anılan tepeden Ürgüp’ün tamamını, havanın açık olduğu günlerde ise Erciyes Dağı‘nı görmek mümkün.

Temenni Tepesi’nin 500 m kadar kuzeyindeki Ürgüp Tepesi’nde yer alan Kadı Kalesi, geçmişte kadın ve çocukların tehlike anında sığındıkları bir kaya kale olarak yapılmış. Gerektiğinde kaçabilmek için, tepenin altındaki Damsa Çayı’na açılan bir tünel bulunuyor.

Temenni Tepesi‘nin güney batıya bakan yamacında yer alan Aziz Yeorgios Kilisesi’nin ise kaya oyma iç salonu halen görülebilir durumdaysa da taştan yapılma ön cephesi yok olmuş. Ürgüp’ün kendi kültürel birikiminin yarattığı yerel bir aziz olarak bilinen Yuannis’in kabrinin bulunduğu yere Aziz Yuannis Kilisesi inşa edilmiş. Bölgenin mimari açıdan en görkemli anıtı olan Aziz Yuannis Kilisesi, 1924 mübadelesinden sonra terk edilmiş.

12 veya 13’üncü yüzyıllarda yapıldığı düşünülen ve altı penceresi bulunan Altıkapı Türbesi, Selçuklu döneminde kimliği bilinmeyen bir komutanın eşi ve çocukları için inşa edilmiş. Ürgüp Belediyesi binasının karşısında bulunan ve 1971’de açılan Ürgüp Müzesi, Ürgüp çevresinden çıkarılan buluntuların sergilendiği bir müze olarak hizmet veriyor.

2. Üç Güzeller ve Kızılçukur Vadisi

Ucguzeller-Urgup-Kapadokya
Üçgüzeller

Ürgüp’ten Avanos’a doğru devam eden karayolunun tam orta noktasında yer alan Pembe Vadi, peribacalarının en tipik örneklerinin görülebileceği bir bölge. Bölgedeki doğal oluşumların özelliği ise şekillerinden dolayı kayaların pek çok silueti andırması. Özellikle burada deveye benzeyen peribacası ile Üç Güzeller olarak bilinen, ikisi büyük, biri daha ufakça olan üç peribacasından oluşan manzara Kapadokya ziyaretçilerinin fotoğraf aldığı noktalar.

Şaraplarıyla ünlü olan Kızılçukur’da farklı renk, boyut ve şekillerde yer alan pek çok peribacası oluşumunun yanı sıra, bunların içerisine oyulmuş ve üzüm resimleriyle bezenmiş kiliseler de bulunuyor. Vadi, günbatımında pembe, gri, sarı, yeşilimsi, beyaz tonlarda bir renk cümbüşü ve olağanüstü manzarasıyla oldukça ilginç seyir noktası oluyor. Kızılçukur Vadisi’nde yer alan Aziz Nichitas Kilisesi olarak da bilinen Üzümlü Kilise görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Bunun dışında bölgede çok sayıda farklı kilise de bulunuyor.

3. Mustafapaşa

Mustafapasa-Urgup-Kapadokya

1924’teki nüfus mübadelesinde kadar Ortodoks Hıristiyanların yerleşim yeri olan Mustafapaşa, Ürgüp ilçe merkezine 6 km mesafede yer alıyor. Mübadele öncesi 600 Rum ve 150 Türk aile yaşadığı Mustafapaşa’da 30’a yakın şapel ve kilise bulunuyor. 19’uncu yüzyıl kilise örneklerinden olan Aziz George, Aziz Vasilios ve Aziz Stefanos Kiliseleri ve Aziz Basil Şapeli bölgenin ziyaret edilecek yapıları arasında.

Bölgenin en eski camisi ise 1601 yılında yapılan Merkez Cami. Mustafapaşa’nın batısında bulunan Gömede Vadisi ise jeomorfolojik açıdan Ihlara Vadisinin küçük bir benzeri. Aynı şekilde Ihlara’da olduğu gibi burada da kaya oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahip.

4. Ortahisar

Ortahisar-Urgup-Gezi

Kapadokya’nın yöresel kasaba yaşamını deneyimlemek isteyenlerin adresi olan Ortahisar, köy merkezindeki yer alan tüf kaya ve çevresine oyulmuş kaya evlerden oluşuyor. Tırmanılarak zirvesine ulaşılabilen Ortahisar Kalesi‘nin tepesi ilginç bir seyir alanı ve resim çekme noktası. Ortahisar aynı zamanda zengin manastır yaşamına ait örneklere ev sahipliği yapan bir bölge. Tavşanlı Kilise, Harim Kilisesi, Sarıca Kilise, Cambazlı Kilise, Balkan Deresi Kiliseleri ve Hallaç Dere Manastırı görülmesi gereken yerler arasında.

Kapadokya yaşantısını yansıtan Kapadokya’nın ilk ve tek Etnografya Müzesi de yine Ortahisar’da bulunuyor. Ürgüp-Nevşehir yoluna 1 km mesafede yer alan Ortahisar yeni köy çevresinde bulunan tüf kayalara oyulmuş yüzlerce soğuk hava deposuyla da biliniyor.

Ortahisar’ın güneyinde, Ürgüp-Mustafapaşa yolunun sağında kalan Pancarlık Vadisi’nde yer alan Pancarlık Kilisesi, 11’inci yüzyılın ilk yarısında oyulmuş. Düz tavanlı, tek nefli ve tek apsisli olan yapının, duvar resimleri daha çok yeşil zeminli olmuş ve oldukça iyi korunmuş. Ortahisar’dan 2 km. mesafede olan ve dört kiliseden oluşan kiliseler topluluğu olan Balkan Kiliseleri, ikolonazma devrinde oyularak yapılmış.

Pancarlık yolu üzerinde yer alan Ala Kilise ve Kepez Kiliseleri minik koloniler şeklinde yapılmış, basit kırmızı bezemeler yanında ilginç yazı ve duvar resimlerini de içeren bölgenin önemli kiliseleri arasında yer alıyor.

5. Cemil köyü kiliseleri

Stephanos-Kilisesi-Urgup
Aziz Stephanos Kilisesi

Mübadeleye kadar Rumların, Ortodoks Türkler olan Karamanlıların ve Müslüman Türklerin birlikte yaşadığı bir orta Anadolu köyü olan Cemil’de, oldukça zengin taş işçiliği ile yapılmış eski Rum evleri ve freskolar bulunuyor. Güneybatısında Keşlik Vadisi içinde oyma kiliselere, barınaklara ve vadinin içinden geçen bir dereye sahip. Lengeryos Mevkiine tepeden bakan, şimdi yerinde sadece yıkıntıları bulunan Eski Kilise, 1950’lerde yıkılıp taşları ile şimdiki köy camisine ek yapılmış.

Cemil Köyü içerisinde yer alan Cemil Köyü Kilisesi, üç apsisli ve iki taraflı olarak dizilmiş üçer sütun üzerine oturtulmuş bir yapı. Beşik tonozlu bir tavana sahip olan yapı 1882 yılında yapılmış. Vadi tarafına yapılmış çan kulesi ise gayet sağlam olarak ayakta. Kayaya oyulmuş eski şapel de kilisenin yanında görülebiliyor. Kapıda bir kitabe ve kitabenin iki yanında altlarında 1913 ve 1914 tarihleri yazılmış iki tablo yer alıyor. Fener Rum Patriği Bartholomeos 15 yıldır Kapadokya’daki değişik kiliselerde gerçekleştirdiği geleneksel bahar ayinini 2014’te Cemil Kilisesi’nde yapmış.

Ürgüp-Mustafapaşa-Taşkınpaşa karayolu üzerinde bulunan Keşlik Manastırı, Cemil Köyü’nü 2 km geçtikten sonra ulaşılan bir yapı. Mustafapaşa’ya 10 km kadar uzakta Damsa Barajının da ilerisinde yer alan manastır kompleksi içinde iki kilise, bezirhane, şarap imalathanesi, mutfak, yemekhane, okul, toplantı salonu, ayazma (kutsal su kaynağı), keşiş ve rahiplerin kaldığı evler bulunuyor. 200 kişiyi barındırdığı düşünülen manastırın en dikkat çekici yapısı Arkhangelos Kilisesi olan manastırdaki Stefanos Kilisesi ise manastır kompleksi içinde ayrı bir kaya bloğunda yer alıyor.

6. Halaçdere

Bir kısmı 10 ve 12’inci yüzyıllara diğer kısmı da 13’üncü yüzyıla ait olduğu düşünülen büyük bazilika tipi kiliselerin bulunduğu Halaçdere’deki bu yapıların bir kısmı aşınmış veya yıkılmış olsa da bir dönem Hristiyanlar tarafından hastane olarak kullanılmış. Bunlardan Aziz Peter ve Aziz Paul Kiliseleri ile Meskendir Deresindeki Kiliseler görülebilir.

7. Aziz Theodore Kilisesi

Ürgüp’ün Yeşilöz Köyünde yer alan ve Aziz Theodore adına yapılan Aziz Theodore Kilisesi ‘T’ planlı, merkezi kubbeli bir yapı olarak, üst katındaki galeriye bir merdiven sayesinde çıkılabilen bir yapı. Bu özelliği ile Kapadokya kiliseleri içinde tek olan kilise, iyi korunan freskleri üç farklı sanatçı tarafından farklı zamanlarda yapılmış. 11 ila 13’üncü yüzyıllarda oyularak yapılan kilisenin sahneleri, müjde, doğum, peygamberlerin ve havarilerin görünümü, İsa’nın çarmıha gerilişi, melekler Gabriel ve Michael ile madalyonlar içindeki aziz tasvirlerinden oluşuyor.

8. Damsa Vadisi

Ürgüp merkezine 20 km mesafede bulunan Damsa Köyünde yer alan Taşkınpaşa Külliyesi, bir cami ve medrese ile iki türbeden oluşan Karamanlılar Dönemine ait kalıntılardan oluşuyor. Halen Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde sergilenen cevizden kakma tekniğinde yapılmış mihrabı, bugüne kadar kalan tek ahşap örnek olması nedeniyle önemli bir yapı. Ceviz ağacından yapılan üç buçuk metre yüksekliğindeki yazı şeridi, geometrik kompozisyonları ve bitkisel süslemeleriyle benzersiz olan yapının, 14’üncü yüzyıl tarihli olduğu düşünüyor. Caminin minberi de Ankara Etnografya Müzesinde görülebilir. Karamanoğulları’na özgü taş işçiliğinin seçkin örneklerini veren bu yapılar topluluğunun en tanınmış eseri, taç kapısı, oldukça iyi durumda günümüze ulaşabilmiş olan Taşkınpaşa Sarayı. Taşkınpaşa Camisinin hemen karşısında ise Hızır Reis’e ait Taşkınpaşa Türbesi yer alıyor.

1217’de Selçuklu Sultanı Alaattin Keykubat tarafından Aksaray-Ürgüp-Kayseri yolu üzerine yaptırılan Sarıhan Kervansarayı, Selçuklu mimarisinin en önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Avanos’a 5 km, Ürgüp’e ise 6 km mesafede, Damsa Vadisinde yer alan yapı, doğu-batı bağlantısındaki Aksaray-Kayseri güzergâhında bulunuyor. 2000 m²’lik bir alanı kaplayan kervansarayda yapı malzemesi olarak sarı, kırmızımsı pembe ve açık kahverengi renkte, düzgün kesme taş kullanılmış. Sarıhan’dan sonra Selçuklular han yaptırmadığından yapı sultan hanların en sonuncusu olma özelliğine sahip.

Ürgüp’e 17 km mesafede yer alan Damsa Çayı üzerindeki sulama amaçlı, Damsa Baraj Gölü, çam ağaçları ile çevrili olan Kapadokya bölgesinin önemli bir mesire yeri. Ayrıca, Mustafapaşa, Cemil, Taskinpaşa, Şahinefendi, Soğanlı güzergâhındaki gezi ve turlarda aranan bir soluklanma noktası konumunda.

9. Fıratkan

Küçük bir kiliseler gurubu olan ve Göreme Açıkhava Müzesi yolu üzerinde yer alan Fıratkan, bir yatakhanesi, yemekhanesi, mutfağı ve depoları mevcut olup iki katli olarak inşa edilmiş. İki kat birbirine tüneller ile bağlanmış olup çok ilginç bir yapı tarzı bulunuyor.

10. Mazı Yeraltı Şehri, Kırkşehitler Kilisesi ve Kurtderesi Nekropolü

Ürgüp’ün 18 km güneyindeki bulunan Mazı Yeraltı Şehri, antik dönemdeki isminin “Mataza” olduğunu bildiğimiz Mazı Köyünün de içinde bulunduğu vadide yer alıyor. Kaya duvarları üzerinde çok sayıda Roma dönemine ait mezar, düzlükte ise Bizans döneminden kalma mezarlar görülebilir.

Ürgüp’ün 20 km kadar güneyinde yer alan Şahinefendi Köyü’nde bulunan Kırkşehitler Kilisesi’nin freskleri Selçuklu egemenliği sırasında yapılmış. Fresklerde Sivaslı 40 din şehidinin resimleri yer alıyor. Ürgüp’ün güneydoğusunda bulunan Karlık Köyü yakınlarında yer alan Kurtderesi Nekropolü, Roma döneminden kalma kaya mezarlarına ev sahipliği yapıyor.

Kapadokya’nın benzersiz coğrafyasında, doğanın yeryüzüne olan etkisine tanık olmak için Ürgüp iyi bir başlangıç noktası olabilir!

1 YORUM

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here