Lüksemburg, Avrupa’nın en romantik, en masalsı şehirlerinden biri. Yalnızca doğal güzellikleriyle değil, zarif mimarisi ve Orta Çağ kaleleriyle de oldukça etkileyici bir ülke olan Lüksemburg, gurme restoranlarıyla da Avrupa’da öne çıkan bir adres.

“Zenginliğin Başkenti” unvanıyla anılan Lüksemburg, yemyeşil ve huzur dolu bir atmosfere sahip, az nüfuslu sakin bir yaşam sürüyor. Alzette ve Pétruse Nehirleri’nin güzel görüntüsü, kendine özgü mimariye sahip evleri, tarihi yapıları, mistik ormanları ve yemyeşil vadileri ile nefes kesici güzelliklere ev sahipliği yapıyor.

luksemburg-gezilecek-yerler

Şarap tüketimi ve zenginlik bakımından dünyanın ilk üç ülkesi arasında bulunan, hayat standartlarının çok yüksek olduğu, banka merkezlerinin evi sayılan bu ülke kuzey Avrupa’nın en çekici yerlerinden.

Lüksemburg Gezilecek Yerler

Yüksek kayalıkların ve dik yamaçların üzerine kurulan Lüksemburg’da, Pétrusse Vadisi, Notre-Dame Katedrali, Grand Ducal Sarayı, Adolphe Köprüsü ve Roosevelt Meydanı mutlaka görülmesi gereken yerler arasında.

1. Eski Meydan, Lüksemburg

luksemburg-eski-meydan

Lüksemburg’u keşfe çıkarken, şehrin eski meydanını ziyaret etmekten daha güzel bir başlangıç olamaz. Şehrin antik temellerini oluşturan bu meydan, Lüksemburg City’i Avrupa’nın en önemli şehirlerinden biri haline getiriyor. Burada bulunan kale, zapt edilmesi neredeyse imkânsız olduğundan “Kuzeyin Cebelitarık’ı” adıyla biliniyor. 1867-1883 arasında ağır hasara uğramışsa da, halen eski meydan üzerindeki etkisini her yerde görmek mümkün. Günümüzde eski surlar artık park ve bahçelere güzellik katan birer dekor görünümünde. Taş döşeli caddeler, evler ve yapılar, kentin bu bölgesine apayrı bir çekicilik katıyor. Sokaklarında saatlerce kaybolup, onlarca köprüden geçeceğiniz ve haritasız dolaşmaktan olağanüstü keyif alacağınız bir şehir Lüksemburg City.

2. Ulusal Sanat ve Tarih Müzesi

luksemburg-ulusal-tarih-sanat-muzesi

Lüksemburg’un Avrupa’nın tarihi açıdan en önemli şehirlerinden biri olduğunu göz ardı etseniz bile, yine de tüm kıtada görülmesi gereken en önemli şehirlerinden biri olduğunu kentin müzelerini gezdiğinizde kabul etmek zorunda kalacaksınız.

Müzeler denince, listenin en başında Ulusal Sanat ve Tarih Müzesi yer alıyor. Tarihi Balık Pazarı bölgesinde yer alan ve muazzam bir yapı olan müze binasında, MNHA koleksiyonları, sanat eserleri, arkeolojik buluntular, mobilyalar, araçlar, paralar, silahlar ve ülkenin tarihi ile ilgili dokümanlar bulunuyor.

3. Bock Burnu ve Yeraltı Şehri

Lüksemburg’un Bock Burnu, surları ve topları ile bilinse de, taştan oyulmuş yirmi bir kilometrelik yeraltı pasajlarının girişinin bulunduğu yer olarak daha büyük bir öneme sahip. Binlerce insanı, malzemeyi, atları, atölyeleri, mutfakları ve mezbahaları dahi saklayabilecek tam 40,000 m²’lik bir büyüklüğe sahip olan yeraltı şehrini ve bu efsanevi bölgeyi yürüyerek keşfetmek mümkün.

Bock Platosu’nun üzerinde ise 1963’te keşfedilen eski kalenin kalıntıları bulunuyor. Grund ve Rham Platosu’nun arka sokaklarına girdiğinizde asla unutamayacağınız güzellikte manzaralara rastlıyorsunuz. On dokuzuncu yüzyıla ait baraka ve kuleler, 1390’a kadar uzanan tarihi ile Wenceslas Duvarı‘nın kalıntıları da sizi bekliyor olacak.

4. Corniche Duvarları

Corniche Duvarları, Lüksemburg’da “Avrupa’nın en güzel balkonu” olarak biliniyor. Bunun sebebi de şehri ve nehir vadisini tepeden görüyor olması. 1632’den kalan meşhur Grund Kapısı’nı da burada görmeniz mümkün. Aristokrat ailelerin ve sığınmacıların ilginç hikâyelerinin geçtiği bu bölge, bir zamanlar Dominik ve St. Michael Kiliseleri’nin manastırı olarak kullanılıyormuş.

Grund’un biraz daha dışına çıkıldığında, on yedinci yüzyıl tarihli Neumünster Manastırı’nda 1720’den kalma bir kilise orgu ve on dördüncü yüzyıldan kalma “Siyah Bakire”yi görebilirsiniz. Hemen yan binada ise Lüksemburg kontu İmparator VII. Henri tarafından 1309’da inşa edilen ve ölümcül hastaların bakımlarının yapıldığı St. Jean Antik Bakımevi bulunuyor.

5. Guillaume II Meydanı

guillaume-ii-meydani

Lüksemburg’un en geniş açık alanlardan biri olan Guillaume Meydanı, eski bir Fransisken Manastırı ve günümüzde yalnızca yayaların kullandığı bir bölge. Merkezinde Hollanda Kralı ve Lüksemburg Dükü olan II. William’ın atlı bir heykelinin bulunduğu meydanda, zarif bir belediye binası ile meşhur Tremont Aslanları yer alıyor. Hemen yanında ise on altıncı yüzyıla ait muhteşem cephesi, restorasyon harikası balkonu ve spiral merdivenleri ile Raville Evi bulunuyor.

Meydanda görülebilecek diğer yerler arasında ise nefes kesici manzarası ile Spanish Turret ile eski Vauban şövalyelerinin barakalarının bulunduğu Grünewald, Olizy ve Thungen öne çıkıyor. Hemen yakınlarda görülebilecek bir Rönesans başyapıtı ise Grand-Dük Sarayı. 1572’de yapılan saraya yaz ayları boyunca turlar düzenleniyor.

6. Echternach ve Benedikt Manastırı

echternach-luksemburg

Almanya’ya sınır komşusu olan Echternach şehri, tüm güzelliği ile Sure Nehri kenarında uzanıyor. Mullerthal ve Germano-Luxembourg doğal parklarının hemen yanı başında olan kent çevresinde yemyeşil ormanlık arazilere sahip. Bu ormanlardaki patikalar takip ettiğinizde karşınıza sayısız şelale ve küçük göllerle harika doğal kaya oluşumlarına rastlıyorsunuz. Echternach, yüzyıllardır bilinen dans törenleri ile de meşhur. Salı günleri yapılan dans gösterisini izlemek için kente dünyanın dört bir yanından ziyaretçi geliyor.

Eski aristokratik evler, dar sokaklar ve surlarla çevrili mimarisi Echternach’ın Orta Çağ görüntüsünü korumasını sağlamış. Echternach’ta mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir diğeri ise yedinci yüzyıla ait Benedikt Manastırı ve Müzesi. Şehrin en önemli dini binası olarak gösterilen bazilikada, manastırın kurucusu St. Willibrord’un lahti bulunuyor. Lahit efsanevi güzellikte beyaz mermer oyma işlemelerinin en kusursuz örneklerinden birine sahip. Echternach ayrıca Mayıs-Haziran ayları arasında düzenlediği uluslararası müzik festivali ile de tüm dünyada biliniyor.

7. Lüksemburg Ardennes

ardennes-luksemburg

Ardennes’de yüksek platolar, ormanlar, tepeler, gizli vadiler ve sayısız muhteşem manzaralarla karşılaşıyorsunuz. Bu bölgenin en bilinen özelliği İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitlerin son büyük planını yaptığı yer olması. Sayısız kale, hisar ve çevresi taşla örülü çiftlikler her bir tepenin üzerinden yükseliyor. Lüksemburg’un en güzel şehirlerinden biri olan Wiltz, açık hava konserleri ve gösterileri ile de ünlü Ayrıca Wiltz Kalesi’ndeki Bulge Savaş Müzesi’ni de gezebilirsiniz.

Clervaux Kasabası da yine mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Çok derin ve dar bir vadide yer almasına rağmen 1910’da yapılan St. Maurice Benedikt Manastırı Romanesk-Burgonya tarzı yapısı ile oldukça ilgi çekici.

8. Bourscheid Kalesi

bourscheid-kalesi

Bourscheid Kasabası, yüksek bir platoda, Sure ile Wark Nehirleri arasında yer alıyor. Burada olağanüstü manzaralar eşliğinde diğer komşu kasabalara yürüyerek gidebileceğiniz yollar var. Sure Vadisi’ndeki Michelau, Wark Vadisi’ndeki Welscheid ve platoda bulunan Kehmen gibi rotaları harika manzaralar eşliğinde takip edebilirsiniz.

Yüzmek isteyenler için ise Bourcsheid-Plage ve Dirbach’da olmak üzere iki nehir plajı var. Ardennes’in bu bölgesi çoğunlukla masalsı güzelliğe sahip Bourscheid Kalesi’nin eski kalıntıları ile kaplı. Kale Sure Nehri’nin tam 137 metre üzerinde yer alan ve onuncu yüzyıldan günümüze dek başarılı bir şekilde korunup restore edilen kaleyi, imkânınız varsa bir de gece görün. Işıklandırmalar eşliğinde asla unutamayacağınız bir görünüm sergiliyor.

9. Mondorf-les-Bains ve Moselle

moselle-luksemburg

Moselle bölgesi Lüksemburg’un doğu tarafında, Moselle Nehri’nin muhteşem görüntüsü eşliğinde misafirlerini karşılıyor. Moselle Nehri’nin kenarına kurulu pek çok sevimli kasabanın yer aldığı bölge, öylesine farklı bir görüntüye sahip ki keşfederken ayrılmak istemiyorsunuz. Bölgenin bir diğer özelliği de yetiştirilen yöresel ürünlerle yapılan yemekleri. Bir zamanlar Romalılar tarafından da çok tercih edilen bir bölge olmasından dolayı hemen her yerde arkeolojik buluntulara rastlamak mümkün.

Mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri de Mondorf-les-Bains adındaki termal kaplıcaları ile meşhur küçük kasaba. Mondorf le Domaine Thermal’in en yeni özelliği, SPA kompleksi. İçerisinde sağlık merkezi, spor salonu ve otel bulunan kompleksin kaplıcaları 24 °C sıcaklıkta ve tedavi edici özelliklere sahip. Biraz rahatladıktan sonra Mondorf Parkı’nda bir yürüyüşe çıkarak ağaçlar ve çiçeklerin arasında huzurlu vakit geçirebilirsiniz. Görülmeye değer diğer yerler arasında on sekizinci yüzyıl eseri olan St. Michael Kilisesi ve şahane freskleri sayılabilir.

10. Yukarı Sure Ulusal Parkı ve Esch-sur-Sure

esch-sur-sure-luksemburg

Sure Ulusal Parkı’nda platolar, dar vadiler, ağaçlık yamaçlar ve Yukarı Sure Göl Barajı bulunuyor. Parkın rahatlatıcı, huzur veren atmosferinin yanı sıra, hem su sporları hem de vahşi yaşam ile eko turizme elverişliliği burayı popüler hale getiriyor. Rehberli ve rehbersiz sayısız yürüyüş turlarının düzenlendiği bölgede ayrıca, Heykel Rotası da yeni eklenenlerden biri. Diğer yandan dev rezervuarda güneş enerjisi ile çalışan tekne turlarına da katılabilirsiniz. Diğer aktiviteler arasında balık tutma, yüzme, denizcilik ve dalış gibi seçenekler bulunuyor. Kültürel miras konusunda da oldukça zengin olan Sure Ulusal Parkı’nın artık kullanılmayan kumaş değirmeninde, hem park hem de yerel bölge ile ilgili eşyaların bulunduğu müzeyi de ziyaret edebilirsiniz.

Aralarında Su-Sanatı Festivali’nin de bulunduğu, 200’den fazla müzisyenin “Rock’ın Klasik ile Buluşması” temalı etkinlikte bir araya geldiği gösteriye de ev sahipliği yapan parkın yakınlarında görülmesi gereken bir diğer yer ise Esch-sur-Sure. Ülkenin en muhteşem yerlerinden biri kabul edilen kasaba dağların ve Sure Nehri’nin eteklerinde yer alıyor. Köyün el ilgi çekici yeri ise 1927’de yapılmış olan malikâne ve nehre tepeden bakan nefes kesici uçurumları.

11. Walferdange ve Kalesi

Walferdange Kalesi on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar büyük dukalığın yaşadığı yer olarak biliniyor. Lüksemburg’un en turistik bölgelerinden biri olan Grunewald Wood’un hemen girişinde bulunan kale, başkente çok yakın bir mesafede yer alıyor. Walferdange, konumu gereği Alzette Vadisi ve vadinin muhteşem doğası sayesinde şahane bir manzaraya sahip. Bu harika manzaraya ek olarak kasaba gülleri ile de meşhur. Geniş çaplı yapılan arkeolojik kazılar neticesinde artık bölgede Roma dönemine ait bir yapı ve yeraltı su kemeri de bulunuyor.

12. Larochette

Larochette ormanlık ağaçlar, kayalık ve dar bir vadi arasında kalmış eski bir Pazar kasabası. Kasabada yer alan iki kale, White Ernz Vadisi’nin tepesinde harika bir manzaraya sahip. Larochette’nin yansıttığı Orta Çağ atmosferi, yıl boyunca açık olan Endüstri Müzesi ve eski caddelerini süsleyen birçok tarihi anıt burayı mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri yapıyor. Yürüyüş yapmayı sevenler için tam bir cennet olan kasaba her zorlukta yürüyüş yapmak isteyenleri fazlasıyla memnun edecek niteliklere sahip. Eğer yürüyüş sonunda harika bir manzara görmek istiyorsanız sizlere tavsiyemiz Meysembourg ve Nommerlayen Kaleleri’ne doğru gitmeniz.

13. Berdorf

Berdorf, Büyük Lüksemburg Dukalığı’nın en önemli turistik yerlerinden. Black Ernz, Sure ve Aesbach Nehirleri’ne tepeden bakan bir vadide yer alan Berdorf, üç bin hektarlık bir orman arazisi içerisinde çok iyi şekilde korunmuş sayısız patikalar, vadiler ve yarıklar arasındaki yürüyüş yollarını oluşturuyor. Kaya tırmanışçıları için de oldukça popüler bir destinasyon.

14. Beaufort Kalesi

Beufort, Mullerthal bölgesindeki platoda yer alıyor. En bilinen yeri ise neredeyse kusursuz bir şekle sahip olan on ikinci yüzyıl yapısı olan Beufort Kalesi ve Neo-Gotik kilisesi. Kalenin büyük bir kısmı günümüzde yaşama elverişsiz olsa da, keşfetmek için muhteşem bir yer. Ormanlık tepeler arasında bulunan birkaç patika yol çevre bölgelerin harika manzaralarını görebileceğiniz tepelere çıkıyor.

15. Vianden

vianden-luksemburg

Vianden, Our Nehri’nin her iki kıyısında da bulunan fazlasıyla ilginç bir kasaba. Harika bir mimariye sahip olan feodal köşkün tarihi dokuzuncu yüzyıla dek uzanıyor. Ardennez ile Eifel bölgelerinin mimari önemi konusunda tartışmasız en değerli yeri olan köşk, şehri dışarıdan saran Orta Çağ duvarları ve nöbetçi kuleleriyle harika bir atmosfer yaşatıyor. Papaz Kilisesi ve 1248’de Gotik tarzda yapılan iki nef restore edilmiş. 1250’li yıllara ait Eski Teslis Manastırı ise günümüzde kıymetli taşların sergilendiği bir müze olarak kullanılıyor. Bölgede yer alan eski bir konak on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda yaşamış değerli ressamların eserlerinin sergilendiği küçük bir müzeye dönüştürülmüş. 1871’de sürgüne gönderilen ünlü yazar Victor Hugo’nun yaşadığı ev de artık bir müze olarak hizmet veriyor. Our Vadisi içerisinde bulunan bakımlı yürüyüş parkurlarının birçok yerinde kaybolmamanız için tabelalar bulunuyor. Dört yüz kırk metre yükseklikteki tepeden manzarayı görmek isteyenler için de telesiyej bulunuyor.

16. Merveilleux Park

merveilleux-park-luksemburg

Bettebmourg’da bulunan ve başkentten altı, Fransa sınırından da üç mil uzaklıkta bulunan Merveilleux Park her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Bu eğlence merkezinde masal diyarları, oyun odaları, açık oyun alanları, mini tren, midilli ekspresi, mini golf, restoranlar ve konserler bulunuyor. Her yaştan ziyaretçiyi mutlu edebilecek bir yer ancak çocuklar için tam bir cennet.

Lüksemburg’a nasıl gidilir

Lüksemburg’a, Türkiye-Lüksemburg arasında uçuş seferi bulunan bir havayolu şirketinden üç buçuk saatlik seyahatle Lüksemburg’da olabilirsiniz. Ya da herhangi bir Avrupa ülkesindeyseniz, buradan tren aktarmasıyla kolaylıkla Lüksemburg’a geçebilirsiniz.

Daha fazla bilgi: Lüksemburg’a Nasıl Gidilir?

Ülkeye gelen ziyaretçilerin birçoğu Lüksemburg’u diğer büyük ülkeler olan Belçika, Almanya ve Fransa’yı ziyaret ederken araya sıkıştırdığı için demiryolu ve otobanlar ülkeye giriş için en çok kullanılan yollar. Lüksemburg-Findel Havalimanı ülkenin tek uluslararası uçuş noktası. Findel Havalimanı’ndan aralarında Paris, Londra ve Madrid gibi Avrupa’nın birçok ülkesine ve hatta Amerika Birleşik Devletlerine uçuşlar gerçekleştiriliyor.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here