Alfama, daracık sokakları, herbiri fayans (Azulejos) kaplı binaları, kırmızı tuğla çatıları, küçücük balkonlardan sarkan rengarenk çamaşırları, kilise çanlarına karışan 28 nolu tramvayın çanı ile gerçekten zamanda geriye yolculuk yaptığınız bir bölge. Alfamayı keşfetmenin en otantik yolu 28 numaralı tramvayı almak, tramway için de ciddi bir turist kuyruğu bekliyorsunuz..

Bir yandan ağzına kadar dolu tamvayın daracık sokaklardan nasıl geçebildiğine, nasıl savrulmadan o keskin dönüşleri yapabildiğine ve de dimdik yokuşlardan nasıl tırmanabildiğine hayret ederken, diğer yandan da açık hava müzesi görüntüsündeki binaları hayranlıkla izleme şansınız oluyor. Alfama’da ziyaret edilecek yerler ise: Nossa Senhora do Monte manzara noktası, Feira da Ladra bit pazarı ve Mağrib Meydanı, Lizbon katedrali ve São Vicente de Fora manastırı. 5. yüzyıldan kalma Castelo de São Jorge kalesi surları boyunca yürüyerek Lizbon‘u seyretmek için ideal bir manzara noktası.

Lizbon-Kalesi-Portekiz

Yazı: Fidan Tükenmez

Baixa, Praça do Comércio ve Praça do Rossio. Zafer anıtına ev sahipliği yapan Praça do Comércio, denizin hemen kenarında yer alıyor, meydandaki kemerin altından geçerek ulaştığınız Rua Augusta trafiğe kapalı bir cadde. Rua Agusta’yı kesen Rua do Santa Justa’dan sola dönüp Rua do Ouro’ya kadar ilerlediğinizde neo-gotik tarzda dövme demirden yapılmış meşhur asansöre ulaşıyorsunuz; ‘Elvador de Santa Justa’. Bu asansör 1902 yılında Baixa ve Bairro Alto’yu birbirine bağlamak için inşa edilmiş.

Rua Aurea’dan yukarı devam ettiğinizde ise Praça do Rossio meydana ulaşıyorsunuz. Yerleri Portekiz mozaikleri ile kaplı meydan Nacional D. Maria II tiyatro binasına, Portekizli ünlü piyes yazarı Gil Vicente’nin heykeline, Dom Pedro IV’nun dev sütununa, bronz Fransız çeşmelerine ev sahipliği yapıyor. Rossio meydanında yer alan tren istasyonu tepedeki süslü saat kulesi ile gösterişli bir ön cepheye sahip. Praça do Rossio meydanından yukarı doğru çıkan Avenida Liberdade lüks oteller ve büyük mağazaları ile şehrin en şık caddesi.

Müzeler, tiyatrolar ve barları ile gece gündüz hareketli bir bölge olan Chiado, Baixa’nın hemen yanında yeralan alışveriş ve kültür merkezi. 

Bairro Alto renk renk çiniler ile kaplanmış yanyana dizilmiş tarihi binalar ve sokak grafitileri ile sizi sarmalıyor, Lizbon’un gece hayatı burada hareketli. Her bütçeye uygun küçük lokal lokantalar, isteyene Rock isteyene Fado seçenekleri sunan çok renkli barlara ev sahipliği yapıyor. Bairro Alto’nun tepesinde yer alan Principe Real caddesinde özel tasarım dükkanları ve antikacılar bulunuyor.

Bairro-Alto-Lizbon

Praça do Comércio meydanından 15 nolu tramvayı alarak, önce limanı sonra da antrepo ve depolar ile dolu sahil mahallelerini izleyerek geçen 20 dakikalık yolculuk ile ulaşacağınız Belem, eski kraliyet yazlık sahil kasabası. Belem’de yer alan 16. yüzyıldan kalma Jeronimos Manastırı, Avrupa’nın en büyük manastırlarından birisi. UNESCO kültür mirasları arasında yer alan manastırın, ince ince işlenmiş her detayı ve bahçeleri çok güzel korunmuş ve restore edilmiş.

Kaşifler Anıtı (Padrao dos Descobrimentos) ve Bélem Kulesi (Torre de Bélem) arasında okyanus kenarında kıyıya vuran dalgaları seyrederek yürüyebilirsiniz. Vasco de Gama ve Macellan gibi büyük Portekizli kaşiflerin anısına yapılmış Kaşifler Heykelinin tepesine çıktığınızda, Lizbon sahilleri ve köprüsü ve Jeronimos Manastırı ve bahçeleri harika manzaralar sunuyor. Belem’de meraklılarının ziyaret edebileceği diğer adresler ise Milli Arkeoloji MüzesiGülbenkyan Müzesi ve Deniz Müzesi. Jeronimos manastırı gezmesi öncesi yada sonrasında mutlaka kahve ve belem pastası için Belem Patisserie’ye uğrayın.

Gece hayatı meraklıları için limanda yeralan bu antrepoların şimdi gece kulüplerine dönüştürülmüş olduğunu not düşelim.. bu gece kulüpleri saat 00:00’de açılıyor, 02.00’den kalabalıklaşmaya ve dolmaya başlıyor, sabah 05.00 06.00’ya kadar devam ediyor.

Oceanarium-Lizbon

Expo 98’in içinde yer alan Parque dos Naçöes’de yeralan Oceanarium Akvaryumu; görebileceğiniz en büyük ve renkli akvaryumlardan birisi, meraklıların kaçırmaması gerekiyor, akvaryum çıkışı hemen yanında yeralan alışveriş merkezinde bütçenize uygun çanta, ayakkabı ile alışverişler yapabilir ve tepedeki restaurant bölümünde kocaman dev kaselerde servis edilen çok çeşitli çorbalardan tadarak yorgunluğunuzu atabilirsiniz.

Fado, Portekiz demek bence Fado demek! Fado, balıkçı ve denizci olan sevgililerini, eşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmesini umutla bekleyen 19. yüzyıl Portekiz kadınlarının yakınlarının geri gelmemesi üzerine denize karşı yaktıkları ağıtlardan türemiştir. Fado, derin acıların, hüzünlerin, özlemin ve aşkın ifade edildiği bir müzik türüdür. Benim çok sevdiğim bir müzik türü olan Fado’yu fazla arabesk yada bunalım bulabilirsiniz, yine de Lizbon’a gitmişsseniz mutlaka bu deneyimi yaşamalısınız. Biraz pahalı olmakla beraber Sinjor Vinho benim favori mekanım.. http://www.srvinho.com/eng. Yemek, ortam, servis, müzik… romantik bir akşam yemeği için kesinlikle tavsiye ediyorum.

Lizbon’un ulusal içeceği olan vişne likörü Ginjiha‘yı Rossio meydanında köşedeki eski ve ünlü dükkanda deneyebilirsiniz. Ayrıca çok hafif ve gazlı beyaz şarapları Vinho Verde, Lizbon’da iken mutlaka tadılmalı. Şarap meraklıları için; Portekiz’in hem kırmızı, hem beyaz şaraplarının çok iyi olduğunu söylemeliyim.

Ginjiha-Lizbon

Lizbon seyahatinizde Lizbon kadar görülmeye değer yakın çevre gezilerine de yer vermelisiniz. 24 km uzaklıktaki Sintra tarihi şehri ve 40 km uzaklıktaki Cascais sahil kasabasına tren yada otobüsle ulaşabilirsiniz. Unesco koruması altında olan Sintra kasabası, Gotik, Mısır, Mağrib ve Rönesans izleri taşıyan mimarideki kilise, bina ve sarayları ile adeta bir peri masalı Sintra. Sintra’dan okyanus kıyısına inerek, Avrupa ana kıtasının en batı noktası olan Cabo do Roca sarp kayalıkları, ünlü Guincho plajı ve Boca do Inferno – Şeytan Ağzı- yarığı duraklarını tamamladıktan sonra ulaştığınız Cascais ise çok şirin bir sahil kasabası. Dönüşte başka bir sahil kasabası olan Estoril’e uğrayabilirsiniz, Estoril sosyetenin yazlıklarının yer aldığı, sörf tutkunlarının her mevsim tercih ettiği, aynı zamanda Casino’larıyla ünlü bir sayfiye yeri.

Yine Lizbon’dan 1 saat uzaklıkta yer alan Fatima Hristiyan dünyası için çok kutsal sayılan ve her yıl 5 milyon kişiyi ağırlayan bir hac noktasıdır. Fatima’ya çok yakın, ortaçağ mimarisinin en güzel örneği Batalha Sarayının hafızanızda çok derin bir yer bırakacağından emin olabilirsiniz. Ardından sahil boyu yapılacak bir sürüş rotası üzerinde bulunan balıkçı kasabası Nazare’de kıyıdaki balık lokantalarında öğle yemeğinizi yiyip, Atalntik Okyanusu kıyısında ayaklarınızı suya sokup kumsalda yürüyüş yapabilirsiniz.. inanılmaz bir atmosfere sahip olan Unesco tarafından koruma altına alınmış ortaçağ tepe köyü Obidos ise benim favori mekanım! Giderken aşık olup oraya yerleşmek kararı almak isteyeceğinizi unutmayın. Obidos’un daracık sokakları, merdivenleri, renkli renkli fayanslarla süslü minik evleri, hediyelikçi dükkanları sizi adeta büyülecek.

Obidos-Portekiz

Lizbon’da uzun kalıyorsanız; Vasco da Gama köprüsü üzerinden Tagus nehrinin öbür yakasına geçerek Setubal kasabasına gidebilirsiniz, geleneksel balık pazarını gezerek,taze deniz mahsüllerini deneyebilir yada başka bir balıkçı köyü olan Sesimbra’da balık ve deniz mahsülleri ağırlıklı bir öğle yemeği molası verebilirsiniz. Criso Rei’de Lisbon manzarası için durup, Ponte 25 de April köprüsünden geçerek Lizbon’a geri dönebilirsiniz. 

Lizbon’da şiddetle tavsiye edebileceğim en şahane deniz mahsüllerini tadabileceğiniz ve fiyatları çok makul olan Ramiro’yu kaçırmayın derim. http://www.cervejariaramiro.pt/ Ramiro’da maalesef rezervasyon alınmıyor ve kapısında akşam saatlerinde ciddi bir kuyruk oluyor, ancak kesinlikle değer, erken gidip bekleyin derim.

Havalimanı şehrin hemen yanıbaşında olduğu için taxiler pahalı değil, 10-15 Euro’ya sizi şehir merkezindeki otelinize getiriyorlar, ayrıca şehir merkezine düzenli sefer shuttle servisi yapan otobüsler de mevcut. Konaklama için benim tercihim kesinlikle Rossio meydanı civarı, hem her yere yakın hem turistik.

Portekiz tatili için uzun vakit ayırdıysanız Lizbon’dan Porto’ya trenle günlük gidip dönebilirsiniz, yada en iyisi 1 yada 2 gecenizi Porto’ya ayırabilirsiniz, ben Lizbon’a 2 kere gittim ancak henüz maalesef Porto’ya vakit ayıramadım ancak Porto’nun da dillere destan güzelliği olduğunu çok duydum.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here