Kıbrıs, Akdeniz’in üçüncü büyük adası. Anadolu’nun 65 km güneyinde yer alan ve yalnızca Türkiye’nin tanıdığı bağımsız bir devlet olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkiye’nin tatil cenneti. Karadan yalnızca Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile sınırı olan KKTC, Akdeniz’in kuzeyinde Türkiye, doğusunda Suriye, İsrail ve Lübnan, güneyinde Mısır ve kuzeybatısında ise Yunanistan ile çevrili.

Türkiye’den vize ve pasaporta ihtiyaç duymadan kolayca giriş yapılabilen Kıbrıs, renkli gece hayatı, kumarhaneleri ve lüks otellerin yer aldığı eşsiz kumsalları ile biliniyor. Coğrafi konumu nedeni ile yılın dört mevsimi ılıman bir iklime sahip olan Kıbrıs, ortalama 23 derecelik berrak Akdeniz’i, Neolitik Çağ’dan bugüne dek taşıdığı zengin tarihi dokusu, mutfak kültürü ve eğlence anlayışıyla deniz-güneş-kum tatili haricinde tarih ve kültür turizmi için de güzel bir destinasyon alternatifi sunuyor.

Kibris-Gezilecek-Yerler
Girne Limanı

Kıbrıs Gezilecek Yerler

Kıbrıs’ta pek çok gezilecek adres mevcut. Yedinci yüzyılda Arap akınlarına karşı kentin korunması için yapılan Girne Kalesi; Lüzinyanlılar döneminde hapishane olarak kullanılan ve Girne Dağları’nda 950 metre yüksekliğe kurulan Buffaveneto Kalesi; Gotik mimarinin güzel örneklerinden olan Bellepais Manastırı başlıca tarihi dokular. Onları ise, Girne ve çevresinden elde edilen buluntuların sergilendiği bir ikon müzesi olarak kullanılan Eski Arkhangelos Kilisesi; Kıbrıs’ın en görkemli ibadethanesi olarak kabul edilen Selimiye Cami takip ediyor. Venediklilerin Lefkoşa’yı savunabilmek için inşa ettikleri Lefkoşa Surları ise mutlaka görülmesi gereken nokta. Daire şeklinde üç mil çevresi olan bu surların üzerinde her biri bir kale sayılabilecek on bir burç ve 3 kapı bulunuyor.

1. Girne

Girne-Kibris

Girne, Kıbrıs’ın incisi. Adanın en gözde tatil beldesi olan ve milattan önce onuncu yüzyılda Akalar tarafından Kyrenia ismi ile kurulduğu düşünülen Girne, Roma kaynaklarında Corineum olarak geçiyor. Kıbrıs’ın tarihi ile aynı olan kent, Bizans döneminde birkaç kez Arap korsanları tarafından yağma edilmiş. Girne’nin en önemli tarihi dokusu olan Girne Kalesi, Beylerbeyi, St. Hilarion Kalesi, Hz. Ömer Türbesi, Batık Gemi Müzesi, Bufavento Kalesi, Barış ve Özgürlük Müzesi ile Halk Sanatları Müzesi ilçenin gezilecek yerlerinden bazıları. Girne Limanı boyunca ise ada ve dünya mutfağına dair pek çok restoran, bar ve kafeterya yer alıyor.

Girne Kalesi ve Girne Yat Limanı

Girne Kalesi, Orta Çağ’dan günümüze dek gelen, Akdeniz kıyılarını süsleyen etkileyici kalelerden biri. Girne’nin kuzeydoğusunda yer alan kale, limana hâkim durumda bulunuyor. Yapım tarihi kesin olarak bilinemeyen kalenin milattan önce ikinci veya üçüncü yüzyıllara ait olduğu düşünülüyor. Bizanslıların Arap akınlarına karşı Girne’yi savunmak için inşa ettiği kale, 1570’te Osmanlılar tarafından kuşatılmış. 1946’dan sonra polis koleji, daha sonra da İngilizler tarafından ayaklanan Rumları hapsetmek amacıyla hapishane olarak kullanılan kale 1974 Kıbrıs Barış Harekatıyla Türklere geçmiş.

Girne Yat Limanı, Venedik yapımı eski evleri, taverna ve restoranlarıyla Kıbrıs’ın en özel yerlerinden biri. Rengarenk balıkçı tekneleriyle dolan marinasında gezerken aynı zamanda şehrin ünlü yapılarından Girne Kalesi’ni de görmeniz mümkün. Kıbrıs’a özgü yemeklerin ve dünya mutfağına ait lezzetlerin bulunduğu liman bölgesi, adanın eğlence merkezi.

Bufavento Kalesi

Bufavento Kalesi, St. Hilarion ve Kantara Kaleleri ile birlikte adayı Arap akıncılarına karşı savunmak için yapılmış üç gözetleme kulesinden biri. Ulaşımın merdivenlerle sağlandığı ve tepeye vardığınızda inanılmaz bir manzarayla karşılaşacağınız kalenin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, St. Hilarion ile Kantara gibi işaret kulesi olarak Bizans devrinde yapıldığı tahmin ediliyor. Girne Dağı eteklerinde rüzgârlı bir tepeye kurulan kale, Bizanslılar tarafından Lion (Arslan Kalesi), Leonton ve Leonne, Fransızlar tarafından Bufevent, İtalyanlar tarafından Buffavento ile “Lioutes” (Rüzgarlardan Korkmayan/Rüzgarlara Baş Eğmeyen) ve genel olarak da “Yüz bir Evler Kalesi”, “Kutsovendis Kalesi” ve “Kraliçe Kalesi” adlarıyla biliniyor. Kalenin 101 odası olduğuna ve kayıp olan bir odayı bulanların bir defineye sahip olacaklarına inanılıyor.

Mavi Köşk

Mavi Köşk, Kaçakçının Köşkü olarak da bilinen ve adanın en ünlü yapısı. İtalyan asıllı Rum olan Paulo Paolides tarafından 1957’de yaptırılan, iki kat üzerine on altı bölüm olarak inşa edilen köşk, yirminci yüzyıl modern mimari teknikleMavi-Kosk-Kibrisri ile yapılmış. Diğer yandan da köşk doğu ve batı mimari üslupları ile Türk, Rum mimari özellikleri yan ısıra İtalyan ve Akdeniz bölgesi mimari özelliklerini taşıyor. Avukatlık görüntüsü altında silah kaçakçılığı yapan köşkün sahibi Paulo Paolides’in bu köşkte efsane İtalyan oyuncu Sophia Loren gibi pek çok ünlü misafir ağırladığı söyleniyor. Burayı ziyaretiniz sırasında, Paulo Paolides’in 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda Mavi Köşk’ün altına yaptırdığı tünelleri kullanarak İtalya’ya kaçmayı başarması gibi pek çok efsaneyi dinleme şansınız da var.

Beylerbeyi ve Bellapais Manastırı

Beylerbeyi, Girne’nin dört-beş kilometre doğusunda yer alan mütevazı bir köy. Bellapais ya da bugünkü adıyla Beylerbeyi Köyü limon ve nar ağaçları arasında küçük bir Akdeniz köyü. Nüfusu bin kişiyi bile bulmayan, enfes manzarası ve sakinliği ile benzersiz bir yer olan Beylerbeyi’nde yer alan Bellapais Manastırı bir kayalık üzerine kurulu. Fransızca “Abbaye de la Paix”den (Barış Manastırı) türetilen ismiyle Yakın Doğu’da mutlaka görülmesi gereken eserlerden biri olan yapı, 1158-1205 yılları arasında inşa edilmiş. Kuzey sahillerini tümüyle görebilen ve eşsiz bir dağ manzarasına sahip bir tepede kurulmuş Latin manastırı olan Bellapais, tarihte burada kalanların giydikleri beyaz giysilerden dolayı Beyaz Manastır olarak da biliniyor. İlk sakinlerinin, Selahaddin Eyyubi’nin 1187’de Kudüs’ü ele geçirdiği sırada adaya göç eden Augustinian Mezhebi rahiplerinin olduğu manastır, adanın Osmanlı’ya geçmesiyle Yunan Ortodoks Kilisesi’ne verilmiş.

St. Hilarion Kalesi

St. Hilarion Kalesi, ünlü Disney Şatosu’nun tasarlanırken esinlenildiği söylenen kale. Kıbrıs’ın en yüksek tepesinde, Girne’den bakıldığında ulaşılması imkânsız gibi görünen bir konuma sahip. Bugünkü ismini Kudüs’ün Araplar tarafından zaptından sonra Kıbrıs’a göç eden ve ömrünün son yıllarını burada ibadetle geçiren bir azizden alan yapı, ikiz bir burun üzerine inşa edilmiş. Kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte MS. 10’uncu yüzyıla tarihlenen St. Hilarion Kalesi’nin etrafını çeviren daire şeklinde 500 metre uzunluğunda duvarlar ve dokuz burç bulunuyor. 

Batık Gemi Müzesi

Batık Gemi Müzesi, Girne Kalesi’nde yer alıyor. Batık, günümüze kadar ele geçen gemi batıklarının en eskisi olarak biliniyor. Akdeniz’de Helenistik krallıklara ait dönemde sefere çıkmış, MÖ 3’üncü yüzyılda açık denizde bir fırtınaya tutularak Girne açıklarında batan bir tekne. Bir sünger avcısı tarafından Girne’nin bir buçuk kilometre açığında tespit edilen, 1969’da Pennsylvania Üniversitesi araştırmacıları tarafından şimdiki yerine aktarılan gemi, Halep çamından yapılmış gövdesi 15 metre uzunluğunda. Battığında seksenli yaşlarında olduğu tahmin edilen geminin bir ticaret gemisi olduğu düşünülüyor.

Hz. Ömer Türbe ve Mescidi

Hz. Ömer Türbe ve Mescidi, Girne’nin yaklaşık dört kilometre doğusundaki Çatalköy’ün kıyı şeridinde bulunuyor. Emevi Halifesi döneminde MS. 647’deki Arap akınları sırasında Muaviye ordusu komutanlarından olan Hz. Ömer ve altı arkadaşı, günümüzde türbenin bulunduğu yerin yanında şehit düşmüşler ve burada bulunan mağaraya gömülmüşler. Osmanlıların Kıbrıs’ı fethinden sonra mağaradaki İslam mücahitlerinin kemikleri çıkarılarak bugünkü yerlerine defnedilip, buraya bir türbe ve mescit yaptırılmış. 1963 Rum saldırıları ile talan edilerek askeri bölge olarak ilan edilen türbeye Türklerin ziyareti yasaklanmış. 1974’te ise yıldırım isabet eden türbeye, 1978’deki bilinçsiz onarım neticesinde yapısal özelliğini kaybetmiş.

2. Lefkoşa

Lefkosa-Sokaklari

Lefkoşa, Kıbrıs adasının ortasında yer alan, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin başkenti. Kıbrıs’ın en kalabalık kenti olan Lefkoşa adanın en önemli kültür, sanayi, ticaret ve ulaşım merkezi. Dünyadaki bölünmüş tek başkent olan Lefkoşa, Yeşil Hat diye adlandırılan sınırla ikiye bölünmüş durumda. Kuzeyinde Türkler, güneyinde Rumlar, ara bölgede ise Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün bulunduğu kent, etrafında Türklere karşı savunma amacıyla Venediklilerin yaptığı kalın ve yüksek surlar bulunuyor. Tüm Lefkoşa’yı çevreleyen surlar şimdi Rum kesiminde kalmış durumda. Üç yüz yıldan fazla Türk idaresinde kalan Kıbrıs’taki Türk şehri karakterinin en bariz hissedildiği yerleşim Lefkoşa. Lefkoşa’nın görülebilecek yerleri arasında Barbarlık Müzesi, Bedesten, Haydar Paşa Camii, Selimiye Camii, Etnografya Müzesi, Büyük Han, Kumarcılar Hanı, Büyük Hamam, Derviş Paşa Konağı yer alıyor.

Barbarlık Müzesi

Barbarlık Müzesi, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Doktoru Binbaşı Dr. Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğu ile, Rumlar tarafından acımasızca 1963 Noeli’nde şehit edildikleri ev. Binbaşının alaydaki görevinde olduğu sırada, ailesinin korunmak için sığındıkları banyoda, Rumlar tarafından katledilmesiyle müzeye çevrilen evde yaşanan olaylar tarihe Kanlı Noel olarak geçmiş. Duvarlardaki kurşun izleri gibi pek çok ayrıntısıyla, olduğu gibi müzeye dönüştürülen ev, göç etmeye zorlanan Türklerin yaşadıklarını gözler önüne seriyor.

Selimiye Camii

Selimiye-Cami-Lefkosa

Selimiye Camii, 1209-1326 yılları arasından Lüzinyan döneminde inşa edilmiş, adanın önemli bir tarihi dokusu. İlk olarak St. Sophia Katedrali olarak kullanılan yapı, Osmanlının adayı ele geçirmesiin ardından, camiye çevrilerek Selimiye Camii adıyla kullanılmaya başlanmış. Selimiye Camii Kıbrıs’taki en güzel tarihi yapılardan biri olarak gösteriliyor.

Haydar Paşa Camii

Haydar Paşa Camii, on dördüncü yüzyılda Lüzinyanlar tarafından gotik tarzda yapılmış bir kilise. Adanın 1571’de Osmanlının eline geçtikten sonra yapıya, minare ve mimber eklenerek camiye çevrilen ve adı Haydar Paşa Camii olarak değiştirilen yapı, Lefkoşa’da St. Sophia Katedrali’nden sonra (Selimiye Camii), sanatsal değerleri bakımından ikinci sırada gösteriliyor.

Bedesten

Bedesten, Selimiye Camii’nin güneyinde yer alıyor. On dördüncü yüzyılda, Gotik mimari tarzında inşa edilmiş olan bir kilise yapısı olan Bedesten, Venedik hakimiyeti döneminde St. Nicholas Kilisesi adı altında Ortodokslar tarafından metropolit binası olarak kullanılmış. Osmanlı hakimiyeti döneminde ise bazı değişiklikler yapılarak kapalı çarşı ve hububat deposu olarak hizmet veren yapının ismi Bedesten olarak değiştirilmiş. Yan yana iki kiliseden meydana gelen yapı içerisindeki bir odada, Ömeriye Camii’nden getirilen Orta Çağa ait mezar taşları ile Osmanlı devrine ait ahşap bir tavan sergileniyor.

Büyük Han ve Büyük Hamam

Büyük Han, 1572’de Kıbrıs’ın ilk Osmanlı Valisi olan Muzaffer Paşa tarafından inşa ettirilen iki katlı bir motel. Birbirine benzeyen 68 dikdörtgen şeklinde odadan oluşan ve ortasında küçük bir caminin bulunduğu yapı Anadolu’da bulunan Osmanlı devri çarşı içi iş merkezleri yapısında.

Büyük Hamam olarak bilinen Türk Hamamı, Latin’lerin St. George Kilisesi’nin harabeleri üzerine inşa edilmiş bir yapı. Hamamın iç yapısı ise klasik Osmanlı mimarisi özelliği gösteriyor.

3. Gazimağusa

Gazimagusa-Kibris

Gazimağusa veya Mağusa, Kıbrıs’ın liman kenti olmakla birlikte adanın tek derinsu limanına sahip şehri. Akdeniz’in en fazla güçlendirilmiş limanlarından biri olan Gazimağusa, Yakındoğu ile Avrupa arasında bir basamak oluşturuyor. Esas gelişimi Lüzinyanlar devrine rastlayan kentin altın kumsalları dünyanın en iyi plajları arasında yer alıyor. Gazimağusa’da görülebilecek oldukça fazla sayıda turistik ve tarihi yer bulunuyor. Lala Mustafa PaşaCamii, Salamis Harabeleri, Othello Kulesi, Canbulat Müzesi, Sinan Paşa Camii, Namık Kemal Hapishanesi ile çeşitli kilise ve manastırlar kentin gezilecek yerlerinde ilk sıralarda.

Lala Mustafa Paşa Camii

Lala Mustafa Paşa Camii, yani St. Nicholas Katedrali, Akdeniz dünyasının en güzel Gotik yapılarından biri olarak bilinen, Lüzinyan’lar döneminde 1298-1312 yılları arasında inşa edilen değerli bir yapı. St. Nicholas 1571’de camiye dönüştürülünceye dek, Kıbrıs krallarının kutsal topraklara daha yakın olması nedeniyle Gazimağusa’da Kudüs kralı olarak taç giydikleri yerdi. Katedralin en güzel ve en iyi korunmuş batı cephesinin mimarisi Fransa’nın Reims Katedrali’nin ön yüzünden etkilenmiş. Bu cephede ortadaki girişin üzerinde Gotik stilde işlemeli eşsiz bir pencere yer alıyor. Avlusundaki 16’ıncı yüzyıl Venedik galerisi ise günümüzde şadırvan olarak kullanılan yapının batı yönünde iki ufak şapel yer alıyor.

Othello Kulesi

Othello Kulesi, 14’üncü yüzyılda Lüzinyan’lar tarafından Gazimağusa Limanı’nı savunmak amacıyla inşa edilen bir kule. 1492’de Venedikliler tarafından bir topçu tabyasına dönüştürülen kalenin avlusunda Osmanlı ve İspanyol yapımı demir ve taş gülleler ile toplar yer alıyor. Othello Kulesi, adından da anlaşıldığı gibi Kıbrıs’ın İngiliz sömürgesinde olduğu dönemlerde, Shakespeare’in ünlü tragedyasının geçtiği yer olduğu düşülüyor.

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti’nin, Truva savaşından dönen Teucer tarafından inşa edildiğine inanılıyor. Roma İmparatorluğu döneminde imparatorluğun doğusundaki en büyük ticaret merkezi olan Salamis, Kıbrıs’ın en güzel kumlu plajlarından birine de sahip. Ormanlık bir alan içerisinde yer alan Salamis Antik Kenti, adadaki en büyük amfi tiyatro, spor alanı, hamam ve pazar alanlarını da barındırıyor.

4. Lefke

Lefke-Kibris

Lefke, adanın kuzeyinde, Güzelyurt Körfezi’ne bakan ve Güzelyurt’a bağlı bir kasaba. Lefke, Venedikliler döneminde İtalyan Katoliklerin yerleştiği bir bölge iken Osmanlı hakimiyetinde çoğunlukla Türk sakinlerinin yerleştiği bir bölge olmuş. Gemikonağı’ndan başlayarak Osmanlı dönemine ait mimarî yapı örneklerini görebileceğiniz Lefke’de, modern evler, sarı taştan yapılan büyük konaklar, Osmanlı mimarî örnekleri, maden ocağının faal olduğu dönemlerde yapılan işçi evleri, kasabanın dokusunu oluşturuyor. Lefke, Soli ve Vouni Antik Kentleri ile tam bir antik kent cenneti. Yeşilırmak’taki Yeşilırmak Taşı (Petra Tou Limniti) ise Lefke’nin en önemli tarihi kalıntıları arasında. Bunların yanı sıra, su kemerleri, Piri Mehmet Paşa Camii, Orta ve Aşağı Camiiler de Lafke’nin ziyaret edebileceğiniz yapıları arasında.

Soli Antik Kenti

Soli Antik Kenti, Lefke’de, verimli topraklar üzerinde, bakır yatakları ve limanıyla, adanın önemli konuma sahip kenti. Koruma altında bulunan Soli, milattan önce kurulan 9 dokuz Kıbrıs krallığından biri. Tarihi MÖ 700’lere tarihlenen Soli, en parlak yıllarını Roma döneminde yaşamış. Soli’de yapılan kazılarda Helenistik döneme ait altın ve gümüş takılar, MÖ 1’inci yüzyıla ait olan ve Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Müzesi’nde yer alan Afrodit Heykeli ile MÖ 2’inci yüzyıla ait amazonlarla savaşı betimleyen kabartmaların bulunmuş. Agoraya açılan sütunlu cadde, mermer anıtsal çeşme, tatlı su kaynakları, korunaklı bir liman, ayrıca bakır yatakları ve bakırı işleyecek bol miktarda odunun bulunması Soli’nin burada kurulan ilk yerleşim olmayabileceğini göstermektedir. Nitekim arkeolojik kazılarda İ.Ö. 11.yy’a önemini ortaya koyuyor. Soli’de günümüze kadar gelen en önemli eserlerin başında Soli Bazilikası ve sonrada restore edilen Soli Tiyatrosu geliyor.

Soli Bazilikası

Soli Bazilikası, Kıbrıs’ta inşa edilen ilk kiliselerden biri. Üç kapılı bir girişle başlayan ve bunu dört tarafı sütunlarla çevrili, çeşmeli bir avlunun izlediği bazilika iki yüz metre uzunluğunda. Hristiyanlık geleneğinde Soli Saint Mark’ın, Saint Auxibus tarafından vaftiz edildiği yer olarak kabul ediliyor.

Soli Tiyatrosu

Soli Tiyatrosu, Roma döneminde bir zamanlar aynı yerde bulunan Yunan tiyatrosunun yerine yapılmış. MS 2’inci ila 3’üncü yüzyıla tarihlenen yapı dört bin kişilik kapasiteye sahip. İzleyicilere ayrılan yarım daire şeklindeki oturma sıralarının olduğu antik tiyatronun mermer sahnesi heykellerle süslü. Tiyatronun batısındaki bir tepe üzerinde İsis ve Afrodit’e adanmış bir tapınağın izleri bulunuyor.

5. Güzelyurt

Aziz-Mamas-Kilisesi-Guzelyurt
Mamas Manastırı, Güzelyurt

Güzelyurt, Kıbrıs Adası’nın kuzeybatısında bulunan ve turunç bahçeleriyle çevrili şirin bir yerleşimi. Verimli toprakları bulunan Güzelyurt’ta portakal, greyfurt, kavun, karpuz, mandalina ile çeşitli sebzeler yetiştirilerek, turunçgillerin bir kısmı meyve suyu olarak ada genelinde tüketilmekte bir kısmı ise ihraç ediliyor. Mamas Manastırı, Pigades Tapınağı, Toumba Tu Skouru, Güzelyurt’un başlıca gezilecek yerleri.

Mamas Manastırı

Mamas Manastırı, on ikinci yüzyılda yaşamış bir Hıristiyan bir aziz adına, Güzelyurt kent merkezinde yer alan bir manastır. Lüzinyan döneminde Bizans kilisesi kalıntıları üzerinde inşa edilen ve son halini on sekizinci yüzyılda almış bir yapı. On ikinci yüzyılda Güzelyurt çevresinde yaşamış bir Hıristiyan olan Aziz Mamas’ın mezarı ise, kilisenin kuzey girişinin hemen sol tarafında yer alıyor. İkon bölümü Lüzinyan ve Venedik dönemine değin uzanan mezarın dört Venedik sütunundan biri üzüm, incir ve kalkan motifleri ile bezenmiş. Kilisenin kuzey ve doğusunda yer alan manastır yapıları günümüzde ofis olarak kullanılıyor.

Pigades Tapınağı

Pigades Tapınağı, Güzelyurt ilçe sınırları içerisinde, Yılmazköy-Çamlıbel yolu üzerinde, Hisarköy yakınlarında yer alıyor. Pigades Tapınağı ile birlikte Tumba Tu Skuru Mezarları, Karmi Köyü’nde yer alan Tunç Çağı Mezarlığı, Tuzla Köyü yakınlarındaki Engomi Tapınağı adanın, 3500 yıl öncesinden kalma en önemli kalıntıları olarak kabul ediliyor. Geç Tunç Çağı’na (MÖ 1600-1050) tarihlenen Pigades Tapınağı, ilk kez 1951-1952 yıllarında Oxford Ashmolean Üniversitesi Sanat ve Arkeoloji Müzesi ile Avustralya Sydney Üniversitesi ekipleri tarafından kazılmış. Kazılar sırasında alanda saptanan sunak ise 1969’da yeniden inşa edilmiş. Kazılardan elde edilen bilgiye göre, inşa edildiği dönemde tapınağın Yunan adaları, özellikle de Girit ile dini temele dayalı politik ve ticari ilişkiler içinde olduğu görüşü hakim.

6. Karpaz Yarımadası

Karpaz-Sahilleri-Kibris
Karpaz Sahilleri

Karpaz Yarımadası, Kıbrıs’ın kuzeydoğu ucundan Anadolu’ya doğru uzanan, sivri ve uzun bölge. Yüzölçümüne oranla küçük bir nüfusun yaşadığı Karpaz Yarımadası, milli park statüsünde olduğundan koruma altında bulunuyor. Karpaz Yarımadası huzur veren sessizliği, yeşilliklerin süslediği masmavi koyları, upuzun kumsalları, el değmemiş doğası ve geçmişin görkemine tanıklık eden tarihi kalıntıları ile cennetten bir parça. Yaklaşık 80 km uzunluğundaki bu yarımada, Akdeniz Havzası’nın belki de son bakir ve huzurlu parçası. Caretta Caretta (Loggerhead), Yeşil kaplumbağa, nesli tükenmekte olan Akdeniz Foku, yüzlerce çeşit flora, kuş türü, balık ve deniz canlıları, deniz memelileri ve çok sayıda yaban eşeği ile muazzam canlı çeşitliliğine sahip bir bölge.

Karpaz diğer yandan, 20 kayıtlı tarihi eser ve 5 adet arkeolojik alanı, antik çağa ait üç taşocağı, iki özel çevre koruma bölgesinin yanı sıra, Kuzey Kıbrıs’ta belirlenen altı Natura 2000 alanından ikisine ve ıbrıs’ta yayılış gösteren bitki çeşitliliğinin ve endemik türlerin yaklaşık %75’ini kapsayan bir bölge. Kuzey Kıbrıs’taki tek Milli Park olan Karpaz, son yıllarda yapılan yatırımlarla çok farklı turizm aktivitelerinin de yapılabildiği bir çekim merkezi durumuna gelmiş durumda.

Tarihî ve doğal görünümüyle Kıbrıs’ın önemli bölgelerinden biri olan Karpaz, tarih boyunca medeniyetten kaçmak ya da inzivaya çekilmek isteyenlerin uğrak yeri olmuş. Birçok antik kenti, manastırı ve çeşitli uygarlıkların izlerini barındıran Karpaz Yarımadası’ndaki manastırların en ünlüsü de Apostolos Andreas Manastırı. Karpaz’ın en önemli antik kalıntı ise, Karpasia Antik Kenti.

Altınkum Sahilleri

Altınkum Sahilleri, yarımadanın güneyinde Dipkarpaz Köyü’nden yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunuyor. İki sahilden oluşan Altın Kum Sahilleri, yaklaşık dört kilometrelik uzunluğu, altın kumları ve Caretta Caretta ve Chelonia Mydas türü deniz kaplumbağalarının üreme alanı olan bölge, ünlü olduğu kadar bakirliğini de koruyan bir alan. Adanın en güzel plajı olarak bilinen Altınkum, mitolojide aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in doğduğu yer olarak geçiyor. Dillere destan kumu ve masmavi berrak deniziyle Afrodit’in güzelliğine layık bir plaj olan Altınkum, Dipkarpaz’dan Zafer Burnu’na giderken sağınızda kalıyor.

Kantara Kalesi

Kantara Kalesi, Girne Dağları üzerindeki üç kaleden, en doğuda olanı. Kuzey kıyıyı, Mesarya Ovası’nı ve Karpaz Yarımadası’na girişi kontrol edebilecek konumda bulunan Kantara’nın, St. Hilarion ve Buffavento kaleleri gibi, Arap akınlarının sonrasında Bizanslılar tarafından inşa edildiği düşünülüyor. Kalede savunma yeri, asker odaları, su sarnıcı, tonozlu odalar, işaret kulesi gibi bölümleri görebilirsiniz.

Apostol Andreas Manastırı

Apostol Andreas Manastırı, Karpaz Yarımadası’nın, Apostolos Andreas veya Zafer Burnu olarak da bilinen, en doğu ucunda bulunuyor. Hem Rumlar ve hem de Türkler tarafından kutsal kabul edilen bir yerleşim olan bölge, Hıristiyanlarca Apostolos Andreas’a (Aziz Andrew) adanmış. Bu manastırda yer alan kilise ise, görkemli mimarisinin yanında, göz alıcı avizeleri ve ikonları ile önem taşıyor. Her yıl dini bayramlarda, Kıbrıs Rum Kesimi’nden, otobüslerle buraya gelen yüzlerce Rum, bu manastırda ibadet ederek, kutsal ve şifalı olduğuna inanılan suyu içiyorlar. Zira manastır dünya Ortodoks cemaatinin en önemli ibadet yerlerinden biri olarak kabul ediliyor. 

Panaya Kanakaria Kilisesi

Panaya Kanakaria Kilisesi, erken Bizans döneminden, günümüze kadar ulaşmış çok kubbeli bir yapı. On dördüncü yüzyılda son şeklini alan ve Meryem Ananın kucağında oturan İsa ile çevresindeki melek ve havarileri betimleyen mozaikler, eski Bizans sanatına ait önemli örneklerden.

Panagia Theodokou Kilisesi

Panagia Theodokou Kilisesi (İskele İkon Müzesi), Karpaz’ın İskele Kasabası sınırları içerisinde yer alıyor. On ikinci yüzyılda yapılan kilisenin apsis ve kubbelerinde on iki ila on beşinci yüzyıllara ait freskler bulunuyor. Kilisenin en eski bölümü olan güney yakası ise Bizans dönemine tarihleniyor. Günümüzde ise çevredeki kazılardan çıkarılan buluntuların sergilendiği bir müze olarak hizmet veriyor.

Ayios Philon

Ayios Philon, Dipkarpaz Köyü’nün (Rizokarpazo) kuzeyinde, deniz kıyısında bulunan, beşinci yüzyıla ait bir yapı. Kilisenin yer aldığı bu alanın Fenikelilerin ilk yerleştiği ve antik Karpaz kentinin bulunduğu yer. Helenistik ve Roma dönemi kalıntıları üzerine kurulan kilise, 802’de Arap saldırıları sırasında, tüm kentle birlikte, tahrip edilmişse de on ikinci yüzyılda yeniden inşa edilmiş.

Kastrol

Kastrol, Zafer Burnu ya da Apostolos Andreas Burnu olarak da bilinen, yarımadanın en doğu ucunda yer alıyor. Adanın en eski yerleşimlerinden biri olarak MÖ 6000-5800 dönemlerine tarihlenen bölgede, yuvarlak planlı evler, çok sayıdaki balıkçılık gereçleri ve obsidiyen eşyalar Kastrollülerin balıkçılıkla uğraştıklarını ve Anadolu’dan geldiğini gösteriyor.

Kral Tepesi (Kale Burnu)

Kral Tepesi (Kale Burnu), arkeoloji dünyasında son yıllarda yapılan, en önemli keşiflerden biri olarak görülüyor. Karpaz’ın güney kıyısındaki, Kaleburnu Köyü (Galinopomi) yakınlarında yer alan bölgede Geç Bronz Çağına ait pek çok kalıntı ve birden fazla liman bulunuyor. Devam eden çalışmalarda, ortaya çıkan eserler; Kral Tepesi’nin Geç Bronz Çağında, hem Doğu Akdeniz Bölgesi için önemli bir ticaret merkezi, hem de Kıbrıs’ın önemli bir yerleşim merkezi olabileceğini göstermesi bakımından oldukça değerli.

Aphendrika

Aphendrika, Karpaz’ın kuzey kıyısında, Karpaz Köyü’nün ise kuzeydoğusunda yer alan ve milattan önce ikinci yüzyıla tarihlenen Kıbrıs’ın altı önemli kentinden biri. Kente ait kale, kaya mezarları, tapınak ve bugün dolu olan bir limanın bulunduğu bölgede, başta Ayios Georgios Kilisesi, Panaya Chrysiotissa Kilisesi ve Panaya Asomatos Kilisesi olmak üzere daha küçük kiliseler de yer alıyor.

Kıbrıs’a nasıl gidilir

Kıbrıs’a havayolu ve denizyolu ile ulaşım mümkün. Türk vatandaşları Kıbrıs ve Lefkoşa’ya nüfus cüzdanlarıyla seyahat edebilir. Dilerseniz pasaportunuzu da kullanabilirsiniz ancak Yunanistan, Kıbrıs damgası bulananlara vize vermediği için nüfus cüzdanı yeterli olacaktır.

Lefkoşa’ya yalnızca İstanbul’dan değil, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Hatay gibi illerden de uçak seferleri düzenleniyor. Adaya Türk Hava Yolları, Pegasus, Onur Air, Atlas Global’in düzenli seferleri bulunuyor. Lefkoşa’ya 23 kilometre mesafede yer alan Ercan Havalimanı’nın kent merkezine otobüs seferleri mevcut.

Mersin ve Alanya’dan deniz otobüsü seferlerinin düzenlendiği adaya, arabalı feribotlar ise Mersin’den Girne ve Gazimağusa’ya 120 araç ve 800 yolcu taşımak imkânı sunuyor. Bir dönem İngiliz egemenliğinde kalan Kıbrıs’ta trafik soldan akıyor.

Kıbrıs, Akdeniz’in Sicilya ve Sardunya’dan sonra üçüncü büyük adası. Anadolu Yarımadası’ndan yalnızca 65 km mesafede yer alan bu cennet ada sadece Türkiye’nin değil, pek çok bakımdan dünyanın da tercih ettiği tatil destinasyonlarından biri. Keşfedin!

PAYLAŞ
Önceki makaleEyfel Kulesi, Paris
Sonraki makaleCebelitarık
Meraklı ol, ilham al ve sevdiğin seyahati tasarla. Keşfetmek tutkun olsun.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here