Kayseri, Ankara ve Konya’dan sonra İç Anadolu’nun üçüncü büyük kenti ve sanayi merkezi. İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak Bölümü’nde, Erciyes Dağı’nın eteklerinde yer alan Kayseri, Yozgat, Sivas, Kahramanmaraş, Adana, Niğde ve Nevşehir ile çevrili.

İpek Yolu üzerinde bulunan ve dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Kayseri, Ankara ile Konya’dan sonra İç Anadolu’nun üçüncü büyük kenti ve sanayi merkezi. Turizm bölgeleri olan Kapadokya ve Erciyes Kayak Merkezi’ne yakınlığı ile bu bölgelere en yakın olan havalimanına ev sahipliği yapması onu gelişmiş konaklama imkanlarıyla oldukça tercih edilen bir kent haline getirmiş.

Kayseri-Gezi-Rehberi

Kayseri Gezilecek Yerler

Kayseri gezilecek yerleri genel olarak kent merkezi, çevresi ve antik kentler olarak üçe ayırmak mümkün. Kayseri kent merkezinde Selçuklu ile Mimar Sinan dönemine ait cami, medrese, kapalı çarşı ile daha eski uygarlıklardan kalan kale ve surları bulunuyor. Kayseri’nin çevresi ise daha çok doğal güzellikler olan Erciyes ve Kapadokya başta olmak üzere Kapuzbaşı Şelaleleri, Sultan Sazlığı Milli Parkı ile biliniyor. Diğer yandan kent merkezinden 30 dakikalık bir mesafede bulunan Mimar Sinan’ın Ağırnas’taki doğup büyüdüğü ev ise Kayseri’nin en önemli yapılarından. Antik buluntular bakımından da oldukça zengin bir coğrafyada yer alan Kayseri’de Kültepe de mutlaka görülmeli.

1. Saat Kulesi

Kayseri-Saat-Kulesi

Saat Kulesi, Cumhuriyet Meydanı’nda yer alıyor. 20. yüzyıl başında Sultan II. Abdülhamit’in tüm büyük şehirlerde birer saat kulesi yapılması için yayınladığı ferman sonucu, 1906’da Kayseri Saat Kulesi yapılmış. Atatürk’ün 13 Ekim 1924’te Kayseri’ye ikinci gelişinde burada halkın dilek ve şikâyetlerini dinlediği Saat Kulesi, kesme taştan inşa edilmiş. 10 metre yüksekliğindeki kulesi kare planlı olan yapının üzeri piramidal çinko külah ile örtülü. Silmelerle üç kata bölünen Saat Kulesi’nin içi silindir şeklinde olup ortadaki helezoni bir merdivenle saatin bulunduğu bölüme çıkılıyor. Mekanizması Almanya’nın Leipzig kentinden getirilen saati, dört yöne bakan kadranlar çalıştırıyor.

2. Kayseri Kalesi ve surlar

Kayseri-Surlar

Kayseri Kalesi, Kayseri kent merkezinde iç kale ve onu çevreleyen surların meydana getirdiği dış kale olmak üzere iki kaleden meydana geliyor. Türkiye’nin en önemli kalelerinden biri olan Kayseri Kalesi’nin, Roma İmparatorluğu döneminde MS 3’üncü yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor.

Şehri güney ve batıdan kuşatarak çevreleyen Dış Kale, büyük ölçüde yok olmuş. Tarihi Dış Kale surları, İç Kale’den batıya doğru yönelen kuzey surları Kapalı Çarşı’nın girişinden başlayıp Roma mezarını içine alarak Düvenönü’ne ulaşır, buradan da güneye dönüş yaparmış. Surlar üzerinde yer alan ve günümüze dek ulaşan İzzeddin Keykavus tarafından inşa ettirilen Yoğunburç ve Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan Ok Burcu görülebilir.

İç Kale ise, Selçuklular, Karamanoğulları, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar tarafından tamir edilerek günümüze dek ulaşmış. 1916’ya kadar yerleşim yeri olarak kullanılan iç kale, bugün 18 burcuyla şehir merkezinde bulunuyor. Doğuda Dizdar Kapısı, güneyde ise Altın Kapı’nın bulunduğu İç Kale, tıpkı Dış Kale gibi kesme taştan yapılmış.

Kale Camii

Kale Camii, İç Kale’nin içerisinde merkezi tek kubbeli bir yapı. Fatih Sultan Mehmet’in fermanı ile yaptırılan caminin yerinde, Kayseri’nin 1467’de Karamanoğulları’ndan Osmanlılara geçtiği sırada harap bir mescit bulunuyormuş. Kale Camii 1711, 1778, 1886 ve son olarak da 1990’larda onarım görmüş.

3. Kayseri Arkeoloji Müzesi

Kayseri Arkeoloji Müzesi, tarih boyunca önemli gelişmelerle sahne olan Kayseri ve çevresinden toplanan eserlerin toplandığı Kayseri Lisesi’nin bir odasında kurulmuş. 1930’da görevi onarım gören Hunat Hatun Medresesi’nin devralmasıyla “Depo Müze” olarak faaliyette bulunan müze, eserlerin kronolojik ve bilimsel tasnifinin yapılmasıyla 1938’de halkın ziyaretine açılmış. 1948’de Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından, Kayseri’nin 22 km kuzeydoğusunda bulunan Kültepe Kaniş/Karum’da sistemli kazıların başlatılması ile açığa çıkartılan eserlerle gitgide çoğalan buluntular bugün kullanılan müze binasında 1969’da ziyarete açılmış. Müze Kayseri’nin ve Kültepe Kaniş’in olduğu kadar çevre yörelerden çıkarılan önemli arkeolojik eserlere ev sahipliği yapıyor.

4. Kurşunlu Camii

Kurşunlu Camii, Kayserili deha Mimar Sinan tarafından Kayseri’de inşa edilen iki camiden biri. Klasik dönem Osmanlı mimarisinin Kayseri’deki özgün eserlerinden biri olan yapı tek kubbeli, tek minareli, kalem nakışları ve süslemeleriyle Kayseri camileri içinde benzeri görülmeyen bir güzelliğe sahip. Kubbesinin kurşunla kaplı olmasından dolayı Kurşunlu Camii olarak bilinen yapı, gri renkli kesme taştan yapılmış kare planlı bir yapı. Tüm pencereleri renkli camlarla süslü Kurşunlu Camii’nin beyaz mermerden yapılmış mihrap ve minberi oldukça mütevazi çizgiler taşıyor.

5. Kapalıçarşı

Kapalıçarşı, Osmanlı döneminde yapılan kapalıçarşılar arasında İstanbul Kapalıçarşı’dan sonra en büyüğü olarak kabul ediliyor. Kayseri Kapalıçarşı, tarihinde birkaç defa yangınlarla büyük zarar görmüşse de, 1987-1991 yılları arasında bütünüyle ele alınarak eski Osmanlı mimariyle yeniden yaptırılmış. Kuyumculardan baharatçılara, urgancılardan giyim eşyası satan dükkanlara kadar içinde birçok dükkân bulunan Kapalıçarşı, bugün tüm renkliliğiyle Kayseri ticaretindeki önemini hala koruyor. Kayseri ticari dokusunun merkezi sayılan Kapalıçarşı, oldukça geniş bir alana yayılmış. Eski fotoğraflarda Kapalıçarşı’nın saat kulesine kadar uzandığı, üzerinin tonozla örtülü olduğu ve geniş bir sahaya yayıldığı biliniyor.

6. Bedesten

Bedesten, Osmanlı döneminde uluslararası ticaret yolları üzerinde olması ve yüksek ticaret hacminden dolayı 1498’de Kayseri Sancakbeyi Mustafa Bey tarafından, kesme taştan inşa edilmiş. Ticaret hacmi yüksek ve ticaret potansiyeli olan merkezlerde kurulan Bedesten, Vezir Hanı, Pamuk Hanı ve Kapalıçarşı’nın Sipahi Pazarı bölümünün arasında bulunan dokuz kubbeli, dört köşe planlı bir yapı. Eski dönemlerde bezzaz, çuhacı, kumaşçı ve abacı gibi esnafın bulunduğu Bedesten’de günümüzde halı ve turistik eşya satan tüccarlar faaliyet gösteriyor.

7. Selçuklu Uygarlığı Müzesi

Selcuklu-Uygarligi-Muzesi

Selçuklu Uygarlığı Müzesi aynı zamanda Gevher Nesibe Şifahanesi olan Tıp Tarihi Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Çifte Medrese olarak da bilinen Gevher Nesibe Darüşşifası ve Gıyasiye Medresesi, Anadolu’nun ilk tıp merkezi. Çifte Medrese, 1205-1206 yıllarında Selçuklu hükümdarı II. Kılıçarslan’ın kızı Gevher Nesibe Sultan adına, kardeşi I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmış. Gevher Nesibe Şifahanesi’nin Türklerin yaptırdığı on birinci, Anadolu’da ise beşinci büyük hastane olduğu biliniyor. Aynı zamanda içerisinde tıp tahsili yapılanların ilki olan Gevher Nesibe, yapısı ve tıp eğitimi açısından dünyadaki ilk tıp merkezlerinden biri. Günümüzde, Kayseri kent merkezindeki Mimar Sinan Parkı içerisinde yer alan şifahane, 1982’den bu yana Tıp Tarihi Müzesi olarak hizmet veriyor. 2800 metrekare alanı kaplayan iki bölümden oluşan yapı, tipik Selçuklu plan şemasına sahip. Medrese bölümünün kuzeydoğu bölümünde Gevher Nesibe Sultan’a ait bir türbe ve hamam bulunuyor.

Zamanın Gevher Nesibe Medresesi’nde hekim, cerrah, göz mütehassısı, akıl ve ruh hastalıkları koğuşları ile eczane bölümleri yer alıyordu. Günümüzde ise müzenin en ilginç kısmı ise su ile tedavi bölümü. Müze içerisinde aynı zamanda Selçuklu ve yakın dönemine ait eserler ile, etkileşimli ve teknolojik görsellik içeren alanlar yer alıyor.

8. Hunat Hatun Medresesi

Kulliye-Hunat-Hatun

Hunat Hatun Medresesi, üstü açık kare planlı bir avlunun etrafında sıralanmış talebe odaları ve doğuda ana eyvandan oluşuyor. Şehrin tam merkezinde bulunan medresenin içi bugün çarşı olarak kullanılıyor. Geometrik Selçuklu motifleri ile süslenmiş bir taç kapıdan girilen Hunat Hatun Medresesi, Kayseri İç Kalesi’nin doğusunda, eski şehri çeviren surların dışında, cami, hamam ve türbeden oluşuyor. Selçuklu Hükümdarı I. Alaeddin Keykubat’ın eşi ve Sultan I. Giyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Hunat Hatun tarafından 1237’de yaptırılan medrese, Selçukludan günümüze kadar gelebilmiş en büyük camilerden birisi olan Hunat Hatun Camii’nin kuzey tarafında kalıyor. Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerinden olan medrese, uzun yıllar Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmış ve 1998’e dek de Etnografya Müzesi olarak hizmet vermiş. Günümüzde ise, kentin turistik hediyelik eşya çarşısı.

9. Seyit Burhanettin Türbesi

Seyit Burhanettin Türbesi, ömrünün son yıllarını Kayseri’de geçiren Mevlana’nın hocası Seyit Burhanettin’e ait. Kayseri’de en çok ziyaret edilen inanç merkezi olan Seyit Burhanettin Türbesi, Kayseri kent merkezindeki Talas Caddesi üzerinde kendi adıyla anılan büyük mezarlığın içinde bulunuluyor. Mevlana’nın eğitimden sonra Kayseri’ye dönmüş ve ölümüne kadar 9 yıl burada yaşayan Seyit Burhanettin Türbesi, kare planlı olup kesme taştan yapılmış ve üzeri kubbe ile örtülmüş. 19. yüzyılın sonunda yapılmış olmasına karşın Selçuklu üslubunda inşa edilen yapının kubbe altında yarım silindir şeklinde Seyit Burhanettin’in sandukası bulunuyor.

10. Döner Kümbet 

Kayseri Döner Kümbet

Döner Kümbet (Şah Cihan Hatun Kümbeti), Kayseri’deki Selçuklu eserlerinin en güzel örneklerinden. Talas Caddesi üzerinde ve Seyit Burhanettin Mezarlığı’nın karşısında yer alan Döner Kümbet, kitabesine göre Şah Cihan Hatun adına yaptırılmış. Kümbet, kare bir kaide üzerine on iki köşeli bir gövdesi olup, tamamen kesme taştan, kornişler üzerine konik külahla, içten ise silindirik mekân üzerine kubbe ile örtülü. 

Kayseri çevresinde gezilecek yerler

1. Erciyes Dağı

Erciyes-Kayseri

Erciyes Dağı, Kayseri kent merkezinden 25 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Karlı zirvesi ve ihtişamlı duruşuyla tarih boyunca insanoğlunu etkileyen ilk çağlarda tapınılan bir dağ olan ve yüzyıllar boyunca kutsal bir merkez olarak görülen Erciyes Dağı, ovalardan birdenbire yükselen büyük kütleli bir stratovolkan. Püskürttüğü lavlar sonucunda peri bacalarını oluşturan Erciyes, bir dağcılık merkezi olmasının yanı sıra Türkiye’nin önemli bir kış turizm merkezi. Hava açık olduğunda zirvesinden Kapadokya’dan Toroslar’a kadar uzanan bölgenin muhteşem manzarasını izleyebileceğiniz Erciyes, Kayseri-Niğde arasında olan göller bölgesinden Kapuzbaşı Şelaleleri’ne dek uzanan trekking parkuru ile güzel bir rota çiziyor. İç Anadolu Bölgesi’nin birinci, Türkiye’nin 5. büyük dağı olma unvanına sahip olan Erciyes Dağı hem kış turizmi, hem dağ tırmanışı, hem de yayla turizmi bakımından yılın her döneminde ziyaretçi akınına uğruyor.

Erciyes Kayak Merkezi

Erciyes Kayak Merkezi, Türkiye’nin en iyi pistlerinden birine sahip. Kayseri şehir merkezine 25 km mesafede, 3916 m yüksekliğindeki Erciyes Dağı’nda kurulu olan Erciyes Kayak Merkezi, Türkiye’de dağcılık ve buzul tırmanışları için profesyonel sporcular tarafından en çok tercih edilen merkez. Erciyes’in sahip olduğu toz kar, zorlu tırmanış rotaları, zengin florası, faunası ve yayları ile kayak meraklıların, sporcuların, doğa aşıklarının ve macera tutkunlarının gözdesi. Erciyes, yüksek kar kalitesine sahip dünyada sayılı yerlerden biri olma özelliği ile de kayak merkeziyle Kayseri’nin simgesi.

Tekir Yaylası

Tekir Yaylası, deniz seviyesinden yüksekliği 2215 metre, Kayseri’den ise 1200 metre yukarda bulunuyor. Sönmüş genç bir volkan olan Erciyes Dağı’nın kuzeyinde 700 metre uzunlukta yer alan bir dağ buzulu mevcut. Tekir Yaylası ise bu buzulun 2100-2900 metre yükseklikteki yüzünde yer alan bir kış sporları merkezi. Telesiyejden sonra kamp yeri olan Çobanini’ne kışın yürüyerek yaklaşık 3 saatte gidebilirsiniz. Tırmanış ise genellikle Çobanini’nden, tam Şeytan Deresi’nin ağzında yer alan Mola Taşı’na dek 1 saat kadar sürüyor. Küçük zirveye ulaşmak ise, yaklaşık 2-3 saatlik mesafede. Ancak, kış aylarında Şeytan Deresi’nde çığ tehlikesi olduğunu ve bahar aylarında da taş düşme tehlikesi nedeniyle kask kullanılması gerektiğini aklınızda bulundurun. Diğer yandan tur kayağı ile zevkli tırmanışlar yapabilirsiniz. Dilerseniz Tekir Yaylası’ndaki konaklama tesisleri ve otellerini kullanabileceğiniz gibi, yaz aylarında çadır kurabilirsiniz.

2. Kapadokya

Kapadokya, 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lavların yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan, doğanın bir sanat eseri gibi ince ince işlediği büyülü bir coğrafya. Kayseri’den bir saatlik mesafede yer alan Kapadokya, adını Kapadokya Krallığı’nın eski ismi olan Katpatuka’dan alıyor. Eşsiz peri bacası oluşumlarıyla Türkiye’nin dünyaca ünlü turizm merkezi olan Kapadokya, Nevşehir, Uçhisar, Ortahisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Mustafapaşa, ÇavuşinDerinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresini içine alan bir bölge. Hititlerden başlayarak Anadolu uygarlıkları boyunca geliştirilerek barınak, sığınak ve depo olarak kullanılan tüf ve kayaların oyulmasıyla yaratılan yerleşimler ve yeraltı şehirleri 3 ve 4’üncü yüzyıllarda ise Hristiyanlığın yayıldığı merkez görevi görmüş.

3. Mimar Sinan’ın Evi

Mimar-Sinan-Evi

Mimar Sinan’ın Evi, Kayseri kent merkezine 27 kilometre uzaklıkta bulunan Ağırnas Kasabası’nda yer alıyor. Eşsiz güzellikteki eserleri ve mühendislik bilgisiyle adını dünya tarihine yazdıran Mimar Sinan’ın doğduğu ve gençlik yıllarını geçirdiği ev, bölgede taş işçiliğinin önemli örneklerini barındırıyor. Ağırnas Belediyesi tarafından satın alınarak Kayseri Valiliği, Erciyes Üniversitesi ve ilgili kurumların yardımlarıyla restore edilen ve ziyarete açılan Mimar Sinan’ın Evi, aradan geçen yıllara rağmen halen etkileyici bir mimari estetiğe sahip. Kesme taş işçiliği ile yapılan evin, tek bir taştan üç kemere ayrılan ilginç bir mimarisi var. Bazı bölümleri, Kapadokya’daki benzerleri gibi kayalara oyulmuş. Üstte ise Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yapılmış katlar bulunuyor. Diğer yandan evin altında bir yeraltı şehrine ait labirentler bulunuyor.

4. Yeraltı şehirleri

Agirnas-Yeralti-Sehri
Ağırnas Yeraltı Şehri

Yeraltı şehirleri, Erciyes ve çevresindeki volkanik yapıların Kayseri’ye hediyesi. Tıpkı Kapadokya’da olduğu gibi, işlemesi kolay kayalara oyulmuş 11 yeraltı şehri ile 3 kaya yerleşiminin bulunduğu Kayseri’de, en eski yeraltı şehri Talas’ta bulunan Ali Dağı Yeraltı Şehri. Turizme açık bulunan Ali Dağı Yeraltı Şehri’nin dışında yine Talas’ın içinde bulunan, 19. yüzyılda inşa edilmiş bir evin içinden girilen Ali Saip Paşa Yeraltı Şehri’nin kazı çalışmaları ise devam ediyor. Yaygın olarak MS. 5 ve 12’inci yüzyıllar arasında yapıldığı düşünülen bu şehirler ve kaya yerleşimleri, günümüzde halen Kayseri’nin çoğu yerinde, vadi duvarlarında, tepelerin yamaçlarında irili ufaklı olarak yüzlerce sayıda bulunuyor. Mimar Sinan’ın doğduğu Ağırnas Kasabası’nın girişinde, Aşağı Pınar mevkiinde bulunan Ağırnas Yeraltı Şehri, yapılan ilavelerle MS 1 ila 13’üncü yüzyıllar arasında kullanılan bir şehir. Günümüzden en az 3000 yıl öncesinde yerleşik hayata rastlanan Ağırnas’ta pek çok mağara, dehliz ve yeraltı şehri bulunuyor.

5. Kapuzbaşı Şelaleleri

Kayseri-Kapuzbasi-Selalesi

Kapuzbaşı Şelaleleri, Kayseri kent merkezinden iki saatlik mesafedeki Yahyalı İlçesi sınırları içerisindeki Aladağlar Milli Parkı’nda yer alıyor. Tortum, Düden ve Manavgat’tan daha büyük olan Kapuzbaşı Şelaleleri, Aladağlar’ın zirvelerindeki kar ve buzullardan beslenerek oluşuyor. Bölgede beşi büyük, ikisi küçük olmak üzere yükseklikleri 40 ile 80 metreyi bulan şelaleler, Kapuzbaşı Köyü yakınındaki vadiden dökülerek Zamantı Irmağı’nı besleyen yedi şelale bulunuyor. Aladağlar trekking parkurunun en güzel noktalarından biri olan Kapuzbaşı Şelaleleri, Adana-Kayseri arasındaki Aladağlar geçişini 5 günde tamamlayan grupların, dördüncü gününde çadır kurup konakladıkları yer. Diğer yandan 100’den fazla göl ve birçok şelale bulunduğu Aladağlar Milli Parkı’nın şelaleler bölgesi doğal sit alanı.

6. Sultan Sazlığı Milli Parkı

Sultan Sazlığı Milli Parkı, Kayseri kent merkezinin 70 km güneyindeki Develi Ovası’nın merkezinde yer alan ve mevsimlere göre değişerek 8 ila 13 hektar alanı kaplayan sulak saha. Develi-Yeşilhisar-Yahyalı üçgeni içerisinde bulunan milli parkın kuzeyinde, bölgenin en yüksek volkanik dağı olan Erciyes yer alıyor. Erciyes’in eteklerinde, büyük kısmı sazlarla kaplı bir tatlı su bataklığı olan Sultan Sazlığı, Su Kuşları Koruma ve Üretim Sahası olarak koruma altında bulunuyor. Tam anlamıyla bir kuş cenneti olan ve çevresi sazlarla kaplı Tuzlu Göl, Yay Göl, Çöl Göl ve Söbe Gölü’nün birleşmesiyle oluşan sazlık, denizden 1072 metre yüksekliğe sahip. 80’den fazlasının sahada kuluçkaya yattığı milli park, 251 kuş türünün yaşama alanı.

7. Ağırnas

Ağırnas, Mimar Sinan’ın Evi’ni barındırmasının yanı sıra, yüzyıllardır Kayseri ve çevresinin en iyi taş ustalarının yetiştiği, göz alıcı tarihi evlerin bulunduğu yer. Ağırnas, yerin üstü kadar altında da labirenti andıran adeta ikinci bir şehre ev sahipliği yapıyor. Ünlü mimarın müze haline getirilen evinin zemin katı, Ağırnas’taki bütün tarihi konakları yer altından birbirine bağlayan gizemli galeriler ve yaşam alanlarına açılıyor. Kasabanın Aşağı Pınar mevkiinde bulunan Ağırnas Yer Altı Şehri de ziyarete açık durumda. Mimar Sinan, 3 km uzaklıktaki suyu künklerle Ağırnas’a getirerek kasabanın üç ayrı mahallesine üç ayrı çeşme yapmış. Bunlardan Ağa Pınarı ve Sinan Pınarı hala ayakta iken bir tanesi ne yazık ki günümüze dek ulaşamamış. 1911’de açılan Ağırnas Kültür Merkezi’nde ise Mimar Sinan’ın eserleri ile ilgili belge ve fotoğraflar sergileniyor. 1857 tarihli Agias Prokopis Kilisesi de kasabada görülebilecek bir başka adres.

8. Gesi

Gesi-Baglari

Gesi, Gesi Bağları türküsüyle meşhur, Kayseri kent merkezine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunuyor. Doğal güzelliği, tarihi yerleri, güvercinlikleri, tarihi taş yapıları ve mağaralarıyla Kayseri’nin güzel bir beldesi. Güvercinlikleriyle öne çıkan Gesi’de, kayalara oyulmuş sayısız yapının yer aldığı Değirmendere Vadisi boyunca, yaklaşık 150 güvercinlik bulunuyor. Bu güvercinlikleri ilginç kılan ise birkaç farklı mimari stilin bir arada bulunması. Bunlara bir de dönemine göre kimi yığma taş ve yarım daire, kimi kesme taş ve dikdörtgen, kimisi de taş mazgallarla süslenmiş sayısız baca katıldığında, vadi ziyaretçilerine alışılmışın dışında, ilk bakışta anlamlandırılamayan bir güzellik sunuyor. Kayseri kent merkezinden her gün düzenli olarak Gesi’ye hareket eden otobüs seferleri bulunuyor.

9. Kültepe

Kültepe, yani Kaniş ve Karum, Kayseri kent merkezine 24 km mesafedeki Kültepe Ören Yeri’nde bulunuyor. Kayseri tarihini 6000 yıl önceye dayandıran belgelerin gün ışığına çıkarıldığı Kültepe, Hititlerin Anadolu’da kurduğu ilk kentin kalıntısı olan höyük ve etrafında onu saran Karum’dan oluşan bir ören yeri. Kültepe’nin özelliği ise, Anadolu’daki ilk yazılı tabletlerin ve dünyanın ilk organize ticaret merkezinin burada bulunmuş olması. Asurların kurduğu büyük ticaret kolonilerine Karum adı veriliyordu. 4000 yıl önce Asurluların Anadolu’da kurdukları uluslararası ticari ilişkilerinin gün yüzü ne çıkarıldığı Kültepe’deki Karum ise, diğerlerinin yönetildiği merkezdi. Stratejik öneme sahip Kültepe bu özelliğini yüzlerce yıl sürdürmüş ve Selçuklu ve Osmanlı Döneminde İpek Yolu’nun bir parçası olan Kayseri’nin günümüzde de Türkiye’nin ticaret alanında en aktif şehirlerinden olmasını sağlamış. Kültepe Höyüğü’nden çıkarılan eserler Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Kayseri, antik dönemlerde “gümüş dağ” olarak bilinen Erciyes’i, bir saat uzaklıktaki Kapadokya’sı, dünyaca ünlü deha Mimar Sinan’ın Evi, Selçuklu eserleri ve doğal güzellikleriyle Anadolu’nun ziyaret edilmeyi hak eden en nadide kenti.

1 YORUM

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here