Kapadokya, bölgenin volkanik dağlarından püsküren lavların oluşturduğu yumuşak tabakanın, milyonlarca yıl boyunca doğal etkenlere maruz kalarak meydana getirdiği peri bacalarıyla eşsiz bir coğrafya.

Yılın dört mevsimi yerli ve yabancı milyonlarca turist ağırlayan Kapadokya, burada yaşamını sürdüren uygarlıkların hem sığınağı hem de hem de ibadet yeri olmuş. Kilise ve inziva yeri olarak kullanılan peri bacalarının duvarlarını fresklerle süsleyerek medeniyetlerin izini günümüze kadar taşımışlar. Kapadokya, benzersiz bir doğanın koruyup kolladığı medeniyetlerin kültürel zenginliğiyle işlenmiş bir bölge.

Kapadokya’dan Günübirlik Rotalar

Gezilip görülecek pek çok yeri bulunan, doğa sporları ile sayısız aktivitenin, festivalin ve etkinliğin düzenlendiği Kapadokya’da alışılmışın dışında bir rota çizmek isteyenler, bu öneriler sizin için:

Güzelyurt-Ihlara Vadisi-Selime Manastırı-
Ağzıkarahan Kervansarayı

Ihlara-Vadisi-Kapadokya
Ihlara Vadisi

Güzelyurt-Ihlara Vadisi-Selime Manastırı-Ağzıkarahan Kervansarayı, Kapadokya’da iki ya da üç günden fazla kalanlar için ideal bir günübirlik rota. Özellikle bu güzergâh üzerindeki Güzelyurt, henüz turizm furyasının dışında kalmış, az keşfedilmiş, heyecan verici bir kasaba.

Gidiş dönüş, toplam 250-300 kilometrelik bu güzergâh için özellikle kış aylarında sabah erkenden yola çıkmak şart. Güzelyurt’a, Nevşehir-Derinkuyu üzerinden gidiliyor. Yol üzerinde 72’inci kilometrede sola ayrılan sapakta bir krater gölü göreceksiniz. 2 km içerideki gölde yazın yüzülebiliyor ve civarı da keyifli piknikler için birebir.

Ihlara Vadisi’ne bu kadar yakın olmasına rağmen, Güzelyurt’a uğrayan az oluyor. Oysa mübadelenin izlerini taşıyan bu taş kasabanın, eski ismiyle Gelveri’nin, Manastır Vadisi, Kapadokya’da turist akınına uğrayan bölgeler kadar ilginç. Evleriyse yer yer Sinasos’takilerden daha görkemli.

Bu bölgede sık sık Hasan Dağı çıkacak karşınıza. En haşmetli göründüğü yerde, kesme taştan yapılma Yüksek Kilise’yle yarışıyordur. Mübadele esnasında, buradaki Rumlar büyük zorluklarla Ege’nin diğer yakasına varmadan önce, Rumca adı Karvali olan kasaba, Ortodokslar için önemli bir dini merkezmiş. Bir kısmı gemide epey kayıp veren Selanik, Kozana ve Kesriye’den gelen yüzlerce Türk ailesi de Rumların boşalttığı evlere yerleştirilmiş. Günümüzde halen, bazıları kayalara oyulmuş, bazılarıysa tonozlu tarzda olan bu evlerde yaşıyorlar.

Vadi-Ihlara-Kapadokya

Kasaba, Yeni Mahalle, Aşağı Mahalle ve Yukarı Mahalle olarak üçe ayrılıyor. Merkez ve Balkırlar Kıraathanesi, park ve gözlemeci-mantıcı Yukarı Mahalle’de. Manastır Vadisi’ndeki kiliseler, yeraltı şehirleri, evler hep Aşağı Mahalle’de. Eski Gelverililerin hâlâ her yıl uğradığı Büyük Kilise Camii ya da eski adıyla Aziz Georgios Theologos Kilisesi’nin üç saatlik mesafeden duyulan bir çanı varmış. Burası 1924’e kadar bölgede yaşayan Hristiyanların önemli bir ibadet yeri olmuş. Manastır Vadisi’ndeki bir başka önemli kilise ise kayalara oyulmuş Sivişli Kilisesi.

Meşhur Ihlara Vadisi ya da kanyonu 14 kilometre uzunluğunda. 3’üncü kilometresinde, 386 basamağın sonunda ücretli bir giriş var. Vadideki kiliseleri bulmak için en iyi rehber, Melendiz Çayı. Girişten girer girmez hemen sağda Ağaçaltı Kilisesi bulunuyor. Melendiz Çayı’nı sağınıza alıp suyun akış yönünde yürürken, 50 metre sonra Kokar Kilise, sonun ardından da Sümbüllü Kilise geliyor. Ahşap Köprü’den karşıya geçtiğinizde karşınıza Yılanlı Kilise çıkıyor. 7’inci kilometrede araçların inebildiği tek yer olan Belisırma Köyü var. Kanyonu yürümek isteyenler, 3’üncü kilometrede araçlarını bırakıp 7’inci kilometreye kadar 1 saat 15 dakikada yürüyebilir. Yürüyüş sonrası Melendiz Çayı kenarında açık havada bir şeyler atıştırmak da keyifli. Belisırma Kasabasından 3 km sonra, kanyonun bittiği noktada şahane kanyon sonu manzarası var. Yaprakhisar Köyü, kanyonun bitişinde, sol ayağın eteğinde. Sağ ayağın eteğinde ise bu bölgenin en büyük manastırı, kayaya oyulmuş Selime Katedrali bulunuyor. Burası, tüf kayaların arasındaki dar geçitleri, tünelleri ve yumuşak kıvrımlı kaya formasyonlarıyla asla kaçırılmaması gereken bir oyun parkı gibi. Star Wars filminin burada çekildiği söylense de, yönetmenin sadece buraya gelip araştırma yaptığı biliniyor.

Aksaray-Nevşehir karayolu üzerinde ise, Türkiye’nin üçüncü en büyük kervansarayı olan Ağzıkarahan bulunuyor. İpek Yolu ile Kral Yolu’nun kesiştiği bu bölgede kervansaraylara sık rastlanıyor. Selçuklular İpek Yolu üzerindeki bu kervansarayları her 40 kilometreye denk gelecek şekilde yapmışlar. Kervansaraylar, bir kervanın sabah çıkıp gün batmadan bir sonraki kervansaraya ulaşabileceği şekilde tasarlanmış. İpek Yolu önemini kaybettiğinde ise birçok kervansarayın taşları civar yerleşimlerde kullanılmış. Kervanlara ilk üç gün ücretsiz hizmet veren kervansaraylar, yalnızca konaklama değil aynı zamanda ticaret merkezi olarak da görev yapmış.

Sinasos’tan Soğanlı’ya

Sinasos-Kapadokya-Rota
Sinasos

Sinasos-Soğanlı rotası, bölgenin en güzel rotalarından… Ürgüp’ten yola çıkınca, 47 kilometrelik bir güzergâh. Yalnızca varış noktaları değil, aradaki Cemil, Taşkınpaşa ve Ayvalı Köyleri de kesinlikle görmeye değer. Taşkınpaşa’da bulunan 14’üncü yüzyıl Selçuk mimari örneği olan cami ile turizmden önce Göreme ve Ürgüp’ün nasıl olduğunu merak edenler için, dokusu bozulmamış bir orta Anadolu köyü örneği olan Ayvalı, kayda değer duraklar.

Önce Ürgüp’e 5 km mesafedeki zengin Rumların yaşadığı yerleşim olan, eski ismiyle Sinasos, yani Mustafapaşa var. 1924’e dek kiliseleri ve taş evleriyle Rumların önemli bir sayfiye yeri olan kasaba, yarım asırlık muhteşem taş evleri, kapıları, süslemeleriyle bugün hâlâ seyrine doyulmayan yapılara ev sahipliği yapıyor. Burası da Kapadokya bölgesinin bir aynası, alçak tüf tepelerde hâlâ üzümler yetişiyor ve şaraplar yapılıyor. Geri kalanıyla da evlerde pekmez kaynatılıyor. Bir zamanlar Türklerle Rumların birlikte pazar kurduğu tek merkez Sinasos’muş. Günümüzde pazar Ürgüp’te kuruluyor.

Kapadokya Soğanlı

Merkezdeki en büyük iki kiliseden eski olanı Aios Konstantinos ve Helene’nin adına yapılmış. Kilisenin içini ve bazı eski evleri görebilmek için, buraları size açacak olan Mustafapaşa Belediyesi’nden yardım istemek gerekiyor. Merkezdeki eski Şakir Paşa Medresesi, bugün Kervansaray olarak bilinen bir halı mağazası. Ürgüp’ten 15 km sonra, yol üzerinde sağa ayrılan birkaç kilometrelik sapağın sonundaki Keşlik Manastırı’nı kaçırmayın.

Yol çok güzel. Soğanlı, Kapadokya’nın diğer turist çeken yerleriyle karşılaştırıldığında, daha bakir, sakin ve kendi halinde. Yol boyunca, evinin arka bahçesinde, tek bir masada gözleme ve ayran veren Soğanlılılarla oturup sohbet etme fırsatı da doğuyor. Soğanlı’ya vardığınızda karşınıza ilk çıkan afet evleri. Burada da halk kayaların yuvarlanma tehlikesi yüzünden evlerinden çıkarılmış. Hâlen bu açık hava müzesinde yaşayan insanların yaşamlarına tanık olunabilecek tek yer Yukarı Soğanlı Köyü. Soğanlı’nın doğası oldukça haşmetli.

Soğanlı Kapadokya

Sarp kayalıklardaki güvercinlikleri fark etmemek mümkün değil. Sağdaki köprüden geçince, 500 metre içinde, dağlara oyulmuş küçük kiliseler (Karabaş, Yılanlı, Kubbeli ve Saklı Kiliseleri) var. Hepsi tabelalarla işaretlenmiş ve bir müzedeymiş hissi olmadan geziliyor ancak, güzelim freskler perişan durumda. Önceden haber verdiğinizde ise, Soğanlı Köyünün kadınları evlerinde harika yemekler pişirecekler ve sofranızı kuruyorlar. Yöre halkının geçimine katkı sağlayan, buraya özgü Soğanlı bebekleri de çok hoş.

Kapadokya’da ister uzun kalın ister günübirlik gelin; bu eşsiz vadilere ister yazın gelin ister kışın, her daim sizi farklı sürprizlerle karşılayan cömert bir coğrafya ile karşılaşacaksınız. Aynı rotayı farklı mevsimlerde ziyaret etmek bile bu büyülü topraklarda bambaşka bir deneyim. Deneyin!

PAYLAŞ
Önceki makaleAntik Roma
Sonraki makaleDidim Gezilecek Yerler
Meraklı ol, ilham al ve sevdiğin seyahati tasarla. Keşfetmek tutkun olsun.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here