Gellert Tepesi, Danube Nehri’ne nazır manzarasıyla tüm ihtişamıyla Budapeşte’nin yanıbaşında yükseliyor. En güzel Budapeşte fotoğraflarını çekeceğiniz yer burası. Tepedeki en ilginç yerlerin arasında iki dev anıt ve bir mağara kilisesi bulunuyor.

140 metre yüksekliğindeki Gellert Tepesi, piskopos Gellert Sagredo’dan ismini almış. Kendisi Macaristan’da Hristiyanlığı yayan kişi olarak çok saygı gören biri. St. Stephen’in ölümünden sonra efsaneye göre isyancı pagan asiler Macarlar Gellert’i varilin içine koyup tepeden yuvarlamışlar.

Gellért Tepesi, Budapeşte

Kale

Gellert Tepesinde bulunan Kale, Avusturyalı Habsburgs tarafından 1850 ile 1854 yılları arasında Macar Kurtuluş Savaşından sonra şehri daha iyi kontrol edebilmek için yapılmış. Tepeye konuşlandırılmış bu kale orijinalinde 200 metre uzunluğunda, 6 metre yüksekliğinde duvarlara sahipti ve yaklaşık 3 metre kalınlığındaydı.

Habsburgs Budapeşte’yi Avusturya-Macaristan anlaşması sonucu terkettikten sonra kalenin mülkiyeti de şehre geçti. Kalenin duvarlarının bir kısmını Avusturya’ya karşı alınmış bir zaferin sembolü olarak yıktılar. Ancak Kale yine de Macar askerleri tarafından kullanılmaya devam edildi.

Gellért Tepesi, Kale, Budapeşte

II. Dünya savaşında da önemli bir yere sahip. Tarihçiler Alman SS rejiminin olduğu dönemde askeri merkez olarak kullanıldığına işaret ediyor.

Günümüzde eski barakalar turistik otellere çevrilmiş ve yapı çoğunlukla ziyaretçilerin Danube Nehri’nin manzarası karşısında keyifli vakit geçirmeleri için tasarlanmış bir yer haline gelmiş.

Özgürlük Anıtı

Gellért Tepesi, Özgürlük Anıtı, Budapeşte

1947 yılında dikilen Özgürlük Anıtı aslında Sovyet güçlerinin şehri Nazi işgalinden kurtarmasının bir simgesi olarak biliniyor. Anıt Macar heykeltıraş Kisfaludi Strobl tarafından yapılmış.

14 metrelik anıt eliyle zafer işareti yapan bir kadının tasviri. Heykelin sağ tarafı ilerlemenin mecazi olarak gösterilişini ve  sol tarafı da “Şeytan”ı temsil ediyor.

Komünizmin yok olmasından sonra normalde tam heykelin önünde duran bir Sovyet askeri heykeli şehrin dışında bulunan Memento Park’a taşınmış.

Tepenin diğer tarafındaki Elisabeth Köprüsü’nün yanında ise piskopos Gellert’ın dev bronz bir heykeli bulunuyor. Anıt 1904 yılında Gellert’ın 11. yüzyıldan öldürüldüğü düşünülen yere dikilmiş.

Gellért Anıtı

Gellért Anıtı, Budapeşte

Gellert Sagredo, 11. yüzyılda Macarları Hristiyanlığa yönelten piskopos. 11. yüzyılın başlarında Gellert (İngilizce’de Gerard), Filistin’e doğru bir hac yoluna giderken dönemin kralı Stephen tarafından himaye altına alınmış. Kralın oğlu olan Imre’yi de onun yanına vermiş ve hem ona göz kulak olmasını hem de eğitmesini istemiş. Amaç pagan olan Macarların Hristiyanlığa yönelmesi. Gellert bu misyonu kabul etmiş ve yıllarca kralın koruması altında ülkede yaşamış.

Kral Stephen’ın ölümünden yıllar sonra 1046’da asiler tekrar paganizme dönmek isteyip Buda’da Psikopos Gellert’i ele geçirmişler. Efsaneye göre çivili bir varilin içine koyularak tepeden aşağıya yuvarlanarak ölüme gönderilmiş. O dönemlerde bu tepe Kelen-hegy olarak biliniyordu ancak bu olayın ardından Gellert-hegy olarak bilinmeye başlamıştır.

1904 yılında Gellert’in öldüğü yere bir anıt dikilmiş. Piskopos’un heykelinin tasarımı Gyula Jankovits tarafından yapılmuş ve yarım daire şeklinde neoklasik demir kolonlarla çevrelenmiş. 20 metre yüksekliktek heykelde Gellert’in elinde bir haç’ı zaferle yukarıda tutuyor, ayaklarında ise vahşi görünümlü Macarlar korkuyla piskoposa bakıyor. Hemen heykelin dibinde ise çok güzel bir el yapımı şelale bulunuyor.

Geller Anıtı, Budapeşte’nin neredeyse her yerinden görülebiliyor. Heykeli en güzel şekilde görebileceğiniz yer ise Elizabeth Köprüsü. Özellikle gece olduğunda aydınlatmaları açtıkları zaman. 

Tepeye Çıkış

Tepeye Çıkış

Gellert Tepesi‘ne Elisabeth Köprüsü’nün hemen yanındaki Gellert Anıtı’nın olduğu yerden çıkabilirsiniz ya da daha dik bir rota olan Gellert Otel’in oradan çıkabilirsiniz.

Eğer Gellert Otel’in bulunduğu yerden tepye doğru çıkarsanız sağ tarafınızda bir mağara kilise göreceksiniz. Bu kilise 1926 yılında kurulmuş ve komünistler tarafından kapatılana kadar Pauline hakimiyeti altında 1951 yılına dek açık kalmış. 1989 yılında tekrar açılan kilisenin girişinde Macar Kralı St. Stephen’ın Heykeli bulunuyor.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here