Dünyanın her önemli yerinde bulunan mimari anıt ve yapılar şehrin sosyal ve ekonomik hayatını önemli ölçüde etkiliyor. İdeolojileri sembolize etmesi veya bulunduğu yerdeki mimariyi bozarak anlaşmazlıklara sebep olmakla birlikte yine de ziyaretçiler üzerinde bir büyülü bir gizem bırakıyor.

Paris Garnier Operası, “Operadaki Hayalet” müzikali ile ölümsüzleşmiş ve insanlar üzerinde büyüleyici etki bırakmış bir yapı. Sayısız sanatçının bu sahnede hünerlerini göstermeleri ve yapabileceklerinin en iyilerini yapabilmeleri konusunda ilham vermiş.

Garnier Operası, Paris

Napolyon III tarzının muhteşem bir örneği olsa da aynı zamanda barok, Yunan ve klasik stilde tasarımları da harmanlayan yapı 2,200 izleyici kapasitesine sahip.

Temeli 1861 yılında atılan Paris Opera Garnier’ın mimarı Charles Garnier ve ekibi çamurlu zeminden, Fransa-Prusya Savaşı ve ikinci Fransız imparatorluğunun çöküşüne kadar birçok zorlukla karşılaşmış. Her binanın zamanının gereklerine göre farklı bir amaçlarda kullanıldığı dönemde bu eski opera binasından da yiyecek deposu olarak yararlanılmış. Buna rağmen binanın yapımı durmamış ve inşası devam etmiş.

Garnier Operası, Paris

Yapımı 1874 yılında tamamlanan Garnier Operası’nın, açılışı ise bir yıl sonra gösterişli bir gala ile yapılmış ve pek çok duyuya hitap edecek bir deneyim sunmuş.

Marc Chagall tarafından rengarenk boyanmış mermer tavan, 6 ton ağırlığında zarif bir avize, kadife ve altın ile tasarlanmış bölgeler, polikrom dış cephe ve birbirinin içine giren merdiven boşluklarıyla Garnier Operası birçok kişi için muhteşem bir deneyim olacaktır. Fransa’ya gelip bu mimari başyapıtı görmemek olmaz.

1 YORUM

  1. Başlığı görür görmez ilgimi çekti, tam ortadaki merdivenlerin olduğu sahne ” İmkamsız Göre ” filmine konu olmuştu. Paylaşım için çok teşekkürler.

NEDEN BİR YORUM YAZMIYORSUN?

Please enter your comment!
Please enter your name here